untitled

U.S.K.T.E.K.S.T.I.L.

Web sitemize hoşgeldiniz

01.01.2008
Tekstil, hayvansal veya bitkisel lifli kullanım ürünleridir. Giyilebilen her şey ve bazı dekorasyon ürünlerini de içine alan imalat sektörüdür. Türkiye'nin en önemli sektörlerinden birisidir.

Aslında Batı dillerinden gelen tekstil kelimesi, sadece "kumaş" demek iken, Türkçede bu terim çok daha geniş anlamlara kavuşmuştur.


2 ana katagoriye ayrılır.

Hazır giyim
Ev tekstili

Hazır Giyim [değiştir]Hazır giyim, tekstil sektörünün giyecek ile ilgilenen ve buna yönelik ürünler üreten bölümüdür.



Ev tekstili [değiştir]Ev içinde kullanılan tekstil ürünlerinin üretimiyle ilgilenen bölümüdür. Bu ürünler perde, çarşaf, nevresim, her çeşit örtüler ve havlu gibi ürünlerden oluşmaktadır.


Otel tekstili [değiştir]Geçmiş yıllarda otel, motel ve pansiyonlar tekstil ihtiyaçlarını yerel terzilerden ve tekstil firmalarından karşılamakta idiler. 1970'li yıllardan sonra yapılan turizm yatırımlarının ardından hızla gelişen turizm sektörünün tekstil ihtiyaçlarını karşılamak için tekstil firmaları otel kullanımına uygun şekilde optimize edilmiş ürünler sunmaya başladılar. Artan talep neticesinde tamamen veya kısmen otellere yönelik tekstil çözümleri ve ürünleri sunan firmalar kurulmuştur. Oteller, gerekli hijyeni sağlamak için ağır ve günlük yıkama koşullarına dayanıklı tekstil malzemeleri kullanmalıdırlar. Otel tekstili firmaları, otel kullanımı için dayanıklılığı ve mukavemeti artırılmış masa örtüsü, yatak örtüsü, çarşaf, yastık, yorgan ve diğer tekstilleri üretirler.

Bağlantılar

evden eve nakliyatevden eve nakliyat Site ekle ssk Turk Siteler 100 - Site Ekle - Link Ekle - Toplist

Site Ekle Bu Site siteekle.info Arama Motorunda yer almaktadır. Kaliteli ve seri aramalar için www.siteekle.info 'yu denemelisiniz. Türk yapımı en büyük ve en hızlı arama motoru konumundayız. Bu arama motorunda aradığınız her şeyi bulabileceksiniz: muhabbet kardelen sohbet Son ziyaretçi gönderen üye siteleri : odp.name.tr ntvhaber dmoz sohbet sevgi çiçek mircnet chat kardelen script sezen aksu oyun radyo tatilde mircnet.org sevgicicek.com bunlardır. Aradığınız her şey'i bu arama motorunda bulabilirsiniz.Sohbet24 - www.sohbet24.net - www.mircnet.org kardelen Son ziyaret edilenler listesi ise: tahir dinç aşk www.wptr.net radyo dinle yarfm.com oyun.name.tr dir.wptr.net mirc sohbetbirligi.com site.name.tr ege pagerank100 sohbet turkradyo.org mırç sohpet dj ingilizce chat turk radyo reyting ismail yk anasohbet muhabbet sevgi husran.com anasohbet.com kardelen fm aşk sözleri cafesohbet galatasaray supersohbet.org ereğli aşk şiirleri mynet güzel sözler chatfox.name.tr kapadokya forum dini sohbet kelebek islami sohbet ircforumlari tarkan yarfm.com nursohbet hepsi ve daha fazlası aşk öyküleri zurna kameralı chat bu arama motorunda, sizde kardelen fm sitenizi admin onayından hemen sonra ege bölgesi yayınlatabilirsiniz. sitene anket ekle zeka oyunları izmir fotoğrafları Siteekle.info web sitelerinizi ücretsiz tanıtma aracıdır. komik oyunlar siteekle klavye tatilde.org kelebek son hit yollayan web sitesi budur. kuşadası ve arabam dahası da efes selçuk bodrum aynı zamanda aydın ve şunlar mevcut izmir çeşme didim web tasarımı tatil onayla.com interaktif kelebek script wordpress temaları sitelerinin yanı sıra son zamanlarda çok aktif ziyaretçi çeken sitelerde şunlardır .mavihayat.net konya chat kız arkadaş erken rezervasyon ana sohbet ntvmsnbc otox penis büyütücü tatil oyunları Sohbet Odası Harika Bir Eylem Tükçe siteleri ve www.cafesohbet.net güzel sözler siteekle.info arama motorunu takip etmeye devam edin. Türkiye'nin en büyük haber seks kilot.org sitesinden sizde bebek haberlere ulaşınız. sitene sohbet ekle veya radyo ekle oteller sivas sektör balayı yaz tatili muhabbet mirc.name.tr ege bölgesinde tatil sitene haber ekle ntv haber siteekle.info kardelen radyo yolu.org yivs.net avea netoxi.net

toplist - msn - msn nickleri - site ekle Site Ekle Kaliste.NET Estetik

Netoxi.Net Tatilde.org Ntvhaber.org Site Ekle

arabam

SiteEkle.Com.Tr

site ekle Şirketler Bedava100.Net -Ekonomi ve İş Dünyası Siteleri toplist

Özlü Sözler

Aç insan kolay kandirilir. KATHERINE MANSFIELD
Acele işe, şeytan karışır.
Acilmamis kanatlarin buyuklugu bilinmez. A.GIDE
Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir. Anatole France
Adalet hissi insanlarda doğuştan mevcuttur. Çiçero
Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan herşey onun etrafında döner. Konfüçyus
Adalet olmadan düzen olmaz. Albert Camus
Adalet olunca yiğitliğe lüzum kalmaz. Anonim
Adalet önce devletten gelir. Aristo
Adalet topaldır, ağır yürür fakat gideceği yere ergeç varır. Mirabeau
Adalet topaldır. Fransız Atasözü
Adalet yorumlarımız saatlerimiz benzer:
Çoğu başka başka yerler gösterir ve herkes kendininkine itimat eder. Fransız Atasözü
Adaletin gecikmesi, adaletsizliktir. Candar
Adaletin hedef ve gayesi eşitliği sağlamaktır. İhering
Adaletin kuvvetli, kuvvetlinin de adil olması gerekir. Pascal
Adaletin küçüldüğü ülkelerde, büyük olan artık suçlulardır. Anonim
Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir. Eflatun
Ağaca dayanma çürür,insana dayanma ölür.
Ağaç yaş iken eğilir.
Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
Ahlağın olmadığı yerde kanun birşey yapamaz. Napoleon
Ak akçe kara gün içindir.
Akan suda nasıl tortu bulunabilir.
Akilli Don Kisot uygun ruzgari bekler. S.LEC
Akıllı olup dünyanın kahrını çekmektense,deli ol dünya senin kahrını çeksin.
Akşama karşı gitme, tan’a karşı yatma....Atasözü
Aliskanliklar zit aliskanliklarla onlenir. EPIKTETOS
Alkış isteyen ıslığa da katlanır.
Allah, hak ve adaletle idare edenleri sever. Kur'an
Altin prangalar demir olalardan cok daha kotudur. M.GANDHI
Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır....Andre Gide
Anneler cocuklarinin aklindan tutcaklari yerde ellerinden tutarlar. DUPONLOUP
Asılan hırsız değil, yakalanandır. Çek Atasözü
Aslanlar kendi tarihlerini yazmadıkları sürece, avcı hikayelerine inanmak zorundayız.
Aşağıda olan düşmekten korkmaz....Buryan
Aşk bakışlarla başlasaydı, öküz çoktan trene aşık olurdu.
Aşk, gülü dikenle avuçlamak demektir.
Aşk, kalbimin saygısız misafiridir. Sormadan gelir sormadan gider.
Ateş düştüğü yeri yakar.
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
Avukatlar terzi gibidir, kendilerini kesmezler, araya gireni keserler. Anonim
Ayağını yorganına göre uzat.
Ayakta olmek dizustu yasamaktan daha iyidir. F.D. ROOSEVELT
Ayri ayri bakinca deger vermedigimiz kimselere
biraraya geldikleri zaman deger vermekten daha buyuk budalalik olur mu? CICERO
Az anlamak, ters anlamaktan iyidir. A.FRANCE
Azınlık bazen yanılabilir, çoğunluk herzaman yanılır. H.İbsen
Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana.
Bana "Ben sana zarar verebilirim, tekme atabilirim" dersen
bil ki insana degil, esek ve ata uygun bir ozellikle ovunuyorsun. EPIKTETOS
Baskalarina imrenme, cok kimseler var ki senin hayatina imreniyorlar. MEVLANA
Baskalarina oldugu kadar kendimize de yabanciyiz. MONTAIGNE
Baskalarini korkutanin kendisi de korku icindedir. A. CLAUDIVS
Baskalarinin yolnda yuruyenler, ayak izi birakmazlar. S.L.BRAUNDON
Baslayan hersey biter. SENECA
Başka dile uymaz annenin sesi, Her sözün ararsan vardır Türkçesi....Z.Gökalp
Başkaları ile ilgilenirsen iki ay içinde birçok dostlar kazanabilirsin;
başkalarının seninle ilgilenmesini beklersen,
iki yılda bile tek dost kazanamazsın....Dale Karnegie
Başlamak, bitirmenin yarısıdır.
Bataklıkta boğulanın ne yuttuğunu araştırmaya gerek yok.
Bazen sesini duyurabilmen icin susman gerekir. S.LEC
Bazilari isigin, bazilari golgenin pesine dustu. T.S.ELIOT
Bekarlık sultanlıktır.
Ben bilemediğimi bildiğim için diğer insanlardan akıllıyım....Sokrates
ben yanmazsam, sen yanmazsan, o yanmazsa , nasil cikar karanliklar aydinliga?
Benim bir karincaya ulu nazarim vadir. YUNUS EMRE
Besik sallayan eller gun gelir dunyayi sallar. PETER D.VRIES
Beyazlar zencileri olimpiyattan olimpiyata severler. AMERIKAN ATASOZU
Beynim sunger gibi olsaydi. ogrendigim
luzumsuz bilgilerden kurtulmak icin arada bir cikarip sikmak isterdim. B.PFIZER
Bildigimizi zannetmemiz ogrenmemizin en buyuk dusmanidir. DR.C.BERNARD
Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıptır.
Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır. (Lao-Tzu)
Bir adam kopru kurar, bin adam gecer OZBEK ATASOZU
Bir agac boy atmayi ne kadar ozlerse kendini o kadar yuksek bir atmosferde bulur. H.D.THOREAU
Bir babanin ogluna karsi ofkesi, evladin babasina duydugu sevgiden daha tatlidir. M.MONTHERLAND
Bir cicegin kokusu ne ise bir insanin sahsiyeti de odur. C.W.SHWAB
Bir ciglik bir cig meydana getirir. SOLJENITSIN
Bir devletin yıkılışıyla birlikte yasaları da çoğalır. Tacitus
Bir el tut ki, o da seni tutsun.
Bir elin nesi var iki elin sesi var.
Bir insan ac oldugu icin degil, hirsiz oldugu icin calar. W.S MAUGHAM
Bir insan isini iyi yapmak istiyorsa iki isi bir arada yapmamali. LAUTREAMONT
Bir insanin tek basina mutlu olmasi utanlacak birseydir. A.CAMUS
Bir kimsenin sesindeki, gözlerindeki ve davranışlarındaki mana, kullandığı sözlerindekinden az değildir.
Bir kişinin sözleri önemli değildir; iki yanı da dinlemeli Goethe
Bir okul açan bir hapisane kapatır.
Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince o rejim mahkum olmuştur. Montesquieu
Bir sey hersey icin, hersey bir sey icin vardir. GOETHE
Bir suç herşeydir; iki suç hiçbirşey! MME Deluzy
Bir taşla duvar yapılmaz....Atasözü
Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur. Eflatun (M.Ö.427-347)
Bir ülkenin türkülerini yapanlar kanunlarını yapanlardan daha değerlidir....Tales
Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar vermiş olsa bile adaletsizlik etmiş sayılır. Anonim
Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli,
sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir. Sokrates
Bir zamanlar gelecegi goremeyenler, aradan yillar gectikten sonra,
yasadiklari gunu kurtarmanin telasina duserler. (a.y)
Bir zencinin rengini degistirmenin tek yolu, beyaz adamlara beyaz yurekler vermektir. PANIN
Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. Freud
Bircok insan mutlulugu burnunun ustunde unutugu gozluk gibi etrafta arar. DROZ
Bircok insanin kabul etmesi, birseyin gercek olduguna delil sayilmaz. S.MAUGHAM
Birtek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir. Montesquieu
Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.
Borç ödemekle,yol yürümekle tükenir.
Borç yiğidin kamçısıdır.
Bozuk karakterler kendilerini fikir hayata veremezler. A.CARREL
Bozuldugu zaman, insandan daha korkunc yaratik yoktur. SOPHOKLES
Brutus'un yasadigi yerde sezar olmeye mahkumdur. SCHILLER
Bu kitabın kaç dakikada okunduğunu bırak. Kkaç senede yazıldığını düşün !....A.Nihat Asya
Buyuk zekalar birlikte dusunur. MALCOLM X
Bülbülü altın kafese koymuşlar "vatanım" demiş.
Bütün büyük yanlışların altında gurur yatar
Cahil olanların merhameti ve lütfu azdır....Mevlana
Catabilirsen once fikirlerime cat; Sonra bana MONTAIGNE
Cemiyet asil kabiliyetlerden cok sozde kabiliyetleri odullendiriyor. LA ROCHEFOUCAULT
Cevre, cevrecilere birakilmyacak kadar ciddi bir istir. BARIS MANCO
Cevrelerine uymak icin kendilerini yontanlar, tukenip giderler R.HULL
Ceza kaldırılabilir; ama suç insanın içinde sonsuza kadar yaşar. Ovidius
Cile kapisindan erisilecek dunyayi bilseydin, yatagini yorganini satardin. NECIP FAZIL KISAKUREK
Cocuk trajedide guler, ihtiyar komedide aglar. M.UNAMUNO
Cocuk, doldurulacak bir vazo degil tutusturulacak bir atesdir. REBELAIS
Cocuklar, anne ve babalarinin kotu ornekleriyle bozulmaya devam ettikce
yeni bir dunya kurulamaz. A.CARREL
Cok soz hamal yukudur. YUNUS EMRE
Cozumde gorev almayanlar problemin bir parcasi olurlar. GOETHE
Çabuk parlayan çabuk söner.
Çizik bir elmas, çizik olmayan bir çakıl taşından daha iyidir. (Konfiçyus)
Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
Dağ ne kadar yüce olsa, yol onun üstünden aşar....Atasözü
Daha sonra nin sonu yoktur. M.DRUMES
Damlaya damlaya göl olur.
Davalının aptalı, derdini mübaşire anlatırmış. Kilis sözü
Denizi sev, ama kıyıda dur....George Herbert
Ders alinmis basarisizlik, basari demektir. M.S.FORBEY
Dev eserleri taslar degil, isler meydana getirir. J.T.MOTLEY
Deveyi yardan ucuran bir tutam ottur. REFIKI
Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur....Atasözü
Devlet Başkanı olmaktansa, haklı olmayı tercih ederim. Hanry Clay
Devlet halktan mucize beklememelidir.
O, halkı kendisine uydurmak için yasalara boyun eğmeyi öğretecektir. Montesquieu
Devlette oldugu gibi insanda da en kotu hastalik, kafadan baslayandir. PLINY
Dikkat, hici herseye donusturur. GOETHE
doğar.... Max Jacob
Doğru olan, haklı olandır. Alexander Pope
Dostun attığı taş baş yarmaz....Atasözü
Dunyayi yanlis okur da bizi aldatiyor deriz. TAGORE
Duvarda gedik acmak icin bir tasin eksilmesi yeter. ARIF NIHAT ASYA
Duymak istemeyen kadar kotu sagir yoktur. ITALYAN ATASOZU
Dünyanın en tehlikeli yaratığı sadece hukuk bilen hukukçudur Anonim
Dürüstlük en iyi siyasettir....Japon Atasözü
Düşene gülen acıyandan çok bulunur....N.Kemal
Düşman karınca ise sen fil san....Atasözü
Edepsizligin basladigi yerde edebiyat biter. MEHMET AKIF ERSOY
Efendisini secebilen insan esir degildir. H.POINCARE
Eger okuzlerle domuzlar konusabilseydi, yemden baska sey dusunenlerle alay ederlerdi. EPIKTETOS
Eger yurudugunuz yolda gucluk ve engel yoksa, bilin ki o yol sizi bir yere ulastirmaz. B.SHAW
El ile gelen düğün bayram.
Elinden geldigi halde kotuluge engel olmayan, onu tesvik ediyor demektir. LATIN ATASOZU
En buyuk zaman hirsizi kararsizliktir C.FLORY
En büyük felaket günahların ağırlığı altında ezilerek ümitsizliğe düşmektir.
En büyük yalancı kimdir? En çok kendinden bahseden...Fotonel
En cok sikayet edenler, en cok sikayet edilenlerdir. M.HENRY
En guzel ogut ornek olmaktir. MALCOLM X
En imkansiz zannettigimiz sey hayatta basimiza gelendir. PITIGRILLI
En imkansiz zannettigimiz seyler, hayatta basimiza gelenlerdir. PITIGRILLI
En insani davranis, bir unsanin utanilacak duruma dusmesini onlemektir NIETSCHE
En iyi, iyinin düşmanıdır. (Voltaire)
En sağlam zincir, en çürük halkası kadar sağlamdır.
En yıkıcı, en öldürücü yara haksızlık yarasıdır. Anonim
Engelleri yollarınızı tıkayan şeyler olarak görmeyin. Onları size uçmayı öğretecek fırsatlar olarak görün.
Eski baskadir, eskimis baskadir. Nice eskiler vardir ki hic eskimez. PEYAMI SAFA
Eşek hoşaftan ne anlar.
Eşitlik arayan mezara gitmeli. Alman atasözü
Evlilik, iki kisilik yalnizliktir. OZDEMIR ASAF
Ey beyaz adam, bize isigi vadettin ama kendi karanligini getirdin. TUIAVI(Afrikali Yerli)
Fakir insan mali az olan degil, arzusu cok olandir. SENECA
Fakirlik ayıp değil tembellik ayıp.
Fazilete giden kapıyı açmak güçtür....Çin atasözü
Felaketin bir iyiligi varsa hakiki dostlarimizi tanitmasidir. BALZAC
Felsefe bulmanin degil, oyuna aramanin yolu. NECIP FAZIL KISAKUREK
Fikir sahibi olmaya mal sahibi olmaktan fazla ihtiyac duyacagimiz gun
gercek zenginligin sirrini bulacagiz. PEYAMI SAFA
Fikirler elerktrik akimi gibidir, birbirini tutusturur. S.EUGEL
Fil oldugundan kucuk, bit ise oldugundan buyuk cizilir hep. J.W.SWIFT
Fırıncının çocuğu aç dolaşırmış.
Gecmisin tehlikesi esir olmakti, geleceginki ise robot. E.FROMM
Gemilerin cogu bir insan yuzunden batmistir, deniz yuzunden degil. OZDEMIR ASAF
Genclerin pek cogu kabaliklarini tabilik zannederler. LA ROCHEFOUCAULT
Gizemini Kaybeden hersey bizim icin onemini de yitirir.
Gomlegin ilk dugmesi yanlis iliklenince digerleri de yanlis gider. C.BRUNO
Gonlumuz bize aklimizdan daha yakindir. GOETHE
Gorduklerim, gormedigimin varligina inanmaya beni mecbur ediyor. EMERSON
Gorev buyuk sey yapmak degil gerekeni yapmaktir. DR.A.CARREL
Gök ağlamayınca yer gülmez.
Gönül buğday tenesine benziyor ;Bizse değirmene.
Değirmen nerden bilecek Bu dönüşün hikmeti ne ?
Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, hele ne iktidara tabiyiz.
Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiçbir hiyerarşik üst te tanımıyoruz.
En kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur.
Avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı! Molierac
Gözler yaşarmadıkca gönülde gökkuşağı açmaz.
Gucluler gucsuzleri incitemeyecek kadar gucsuz oldukalrinda,
gucsuzler CEKIP GIDECEK kadar guclu olmalidirlar.
Gulun dikene katlanmasi onu guzel kokulu yapti. MEVLANA
Gurultu icin akordu bozmak yeter. SHAKESPEARE
Guvenme varliga, dusersin darliga. ATASOZU
Guzellerin sonbahari da guzeldir. PLUTARK
Gülmek bir güneştir, insanın yüzünden hüzün ve keder kışını defeder...V.Hugo
Gülünecek şeyleri ciddiye alanlar, ciddi meselelerde gülünecek hale gelirler.
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Güneşi gözden kaçırdım diye ağlarsan, yıldızlarıda göremezsin....Togore
Güzellik, görenin gözündedir. (Margaret Hungerford)
Hak deyince akan sular durur. Anonim
Hak gelince batıl gider. Anonim
Hak yenir ama hazmedilmez. ATASOZU
Hak yerde kalmaz. Anonim
Hak yerini bulur. Anonim
Hakimsiz, hekimsiz yerde durulmaz. Anonim
Haklarımız görevlerimizi yerine getirdikçe artar. Anonim
Hakli bir dusuncenin meyve vermemesi munkun degildir. TOLSTOY
Haklı olduğunuza inanıyorsanız, sakin olmayı başarabilirsiniz. Bud Holiday
Haksızlık yapıp tüm insanlarla birlikte olmaktansa,
adaletli davranıp tek başına kalmak daha iyidir. Gandhi
Haksizlik yapmak, haksizliga ugramaktan daha acidir. SOKRATES
Hatalar miras degildir, savunmaya degmez. E.BURKE
Hatalarımız, kaybolan çabalar değilidir.Onlar başarıya giden yolda işaret direkleridir.
Havlayan köpek ısırmaz.
Hayat, yasanti aramak degil, kendimizi aramaktir. C.PAVESE
Hayata yeniden başlasaydım , saniyelerin nabzını tutardım....Dostoyeviski
Hayatin gayesi olmayinca eylence batakligina akiyor A.CARREL
Hepimiz ölümün nişanlısıyız....Cenap Şahabettin
Hepimizde Baskalarina katlanacak guc vardir. LA ROCHEFONCAULD
Her acinin sonunda acik bir pencere vardir, aydinlik bir pencere.
Her gördüğün sakallıyı hacı sanma.
Her işte bir hayır vardır.
Her kanat denizi aşamaz.....Mevlana
Her şakanın yarısı gerçektir.
Her verdigimiz bizim olur. G.GRANVILLE
herbirimiz tekbir kantli melekleriz ve bizler ancak birbirimizi kucakliyarak ucabiliriz..
Herkesin bakmadigi yonden bak dunyaya. MEVLANA
Herkesin isi demek hickimsenin isi demektir. ISAAC NEWTON
Herkesin kendini birsey sandigi yerde hic kimse birsey olamaz W.GILBERT
Herkezle birseyler paylasmanin en kotu yani,
gun gelip kendimizde hic bir sey kalmadigini anlayinca cıkar ortaya. (a.y)
Hic bir suclu kendi yargicindan kurtulamaz. TWENALIS
Hic kimse kendinde olandan fazlasini veremez. J.LOCKE
Hicbir sey icat edilmedi, yeniden kesfedildi. RODIN
Hicbir seye inanmayan kimse, bir bardak icindeki koksuz cicege benzer. L.BORNE
Hiç unutulmayacak yüz anne yüzüdür......Hz. Muhammed
Hiçbir suç hazırlıksız işlenmemiştir. Seneca
Hiçbirşey devlete yasalara saygılı olmak kadar yaraşmaz Justiniaus Kanunları
Hiçkimse onu bulandırmadığı ve ihlal etmediği sürece Hukuk,
teneffüs ettiğimiz hava gibi, görünmez ve tutulmaz bir şekilde etrafımızı kaplar.
O, ancak kaybettiğimizi anladığımız zaman değerinin
farkına vardığımız sağlık gibi sezilmez bir şeydir. Leadri
Horozu çok olan köyün sabahı geç olur.
Hukuk birgün herkese lazım olur. Anonim
Hukuk ile medeniyet ve kültürleri arasında ahenk kuramayan cemiyetler bedbahttırlar. Falih Rıfkı Atay
Hukuk ilmi mukaddes birşeydir. Kıymetini para ile ölçmek onu çok aşağılatmak olur. Ulpinnus
Hukukun buyrukları şunlardır:
Dürüst yaşamak, başkasına zarara uğratmamak, herkesin hakkını vermek Ulpianus
Hükümdar haksız olarak bir köylüden yumurta alırsa, adamları köylünün büyün tavuklarını alır. Sadi
İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler....Mevlana
İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır.
İki insan arasında hüküm edecek olan hakim,
sakın asabi bir halde hüküm etmesin Tecrid-i Sarih Tic. 12/319
Iki şey aptallık belirtisidir, söylecek yerde susmak, susacak yerde söylemek.
Iki tur insan daima actir. Biri bilimi arayan, digeri de parayi. CAT STEVENS
Inen yukselir, yukselen iner, parlayan soner ve yukselen durur. KUTADGU BILIG
Insan ancak anladigi seyleri duyar. GOETHE
İnsan değistirmek istiyorsanız, çevresini ve şartlarını değiştirin.
Insan duygularinin ysarken ayrimina varmali (a.y)
Insan en cok kendini ozler. (a.y))
Insan kendinden uzaklastikca kuskularina yaklasir. (a.y)
Insan mezardan donemez ama hatadan donebilir. SOLJENITSIN
Insan olmak ve hayati hayvanlardan daha az anlamak ne hazin sey. P.ISTRATI
Insan tabiati icabi kime zarar vermisse ondan nefret eder. TACITUS
Insan ucurumun kenarina varmadan kanatlanmaz. KAZANCAKIS
İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur.
Insana aradigi seye bakilarak deger bicilir. MEVLANA
İnsancıl olmadıkça adil olamazsın. Vauvenargues
Insanin hirsiz olup olmadigi, suc ortagindan sorulmaz ki! C.MARLOWE
Insanin kanadi, gayretidir. MEVLANA
İnsanlar ancak adaletle doyurulur. Emerson
İnsanlar her biri ayrı ses çıkartan enstrümanlara benzerler.
Lider, orkestra şefi gibi bu topluluktan gürültü değil melodi çıkartan kişidir.
Insanlar kendilerine boyun egmeye baslamissa karsitlarina direnmeleri icin hicbir neden kalmaz. (a.y)
Insanlar kotulugu arzulari guclu oldugu icin degil, vicdanlari zayif oldugu icin yaparlar. J.S.MILL
Insanlar vardir, bir sure agizlarda dolasan turkulere benzerer. LA ROCHEFOUCAULT
İnsanlara karşı ne zorbalığa başvurun, ne de ezilip büzülün.
En etkili yol, hem güçlü hem vicdanlı olmaktır. Anonim
Insanlari inandiklari seylerden vazgecirmek birseye inandirmaktan daha zordur. E.RENAN
İnsanların çoğunda adalet sevgisi, adaletsizlik korkusu yüzünden vardır. La Rochefoucauld
İnsanların en büyük dostu, zorluklardır ; çünki insanları karşılaştıkları zorluklar kuvvetlendirir. Casson
Insanlarin yaptigi sahteparalar kadar paralarin yaptigi sahte insanlar vardir. S.J.HARRIS
İnsanların yaptığı sahte paralar kadar, paraların yaptığı sahte insanlarda vardır...S.Harris
Istemek, "Istiyorum" demek degil, harekete gecmektir. A.MAURROIS
İşleriniz iyi gidiyorsa eğitim bütçenizi iki katına çıkarın, işleriniz kötü gidiyorsa dört katına. (Peters)
Iyi dostluklar hesapsiz kurulur. BALZAC
İyi, basit; kötü ise çok yönlüdür. (Aristo)
Iyiler dusmansiz olmaz. A.MANZONI
Iyiligi gizli yapanlar, tanriya inananlardir. BALZAC
İyilik yapmayı bilmiyorsan, hiç olmazsa kötülük yapma....H.Dehlevi
Kabukta dolaşan böcek, meyvenin tadını alamaz.
Kabul edilen bir yanlışlık kazanılmış bir zaferdir....Gascoigne
Kadehlerde bogulanlar, denizlerde bogulanlardan fazladir. ALMAN ATASOZU
Kadin alcaldikca utanmasi da kaybolur. HERODOT
Kadinlar zayiftir ama anneler kuvvetlidir. VICTOR HUGO
Kalabaliklarin basi cok, beyni yoktur. PIVAROL
Kalbim, bir tek insana verilmeyecek kadar benim degildir. TAGORE
Kalem kılıçtan üstündür.
Kalite, sadece mühendisilik, imalat, hizmet, pazarlama veya yönetimin ilgi alanı olamaz.
Kalite gerçekten hersein işidir. (John R.Opel-IBM-)
Kalp bosaldikca kese dolar. VICTOR HUGO
Kalp ne ile doluysa dudaklardan dokulur gider. GOETHE
Kamuoyu son derece hoşgörülüdür. Dahiler dışında herşeyi unutur. (Oscar Wilde)
Kanatlari altinla kapli kus ucamaz. TAGORE
Kanatları altınla kaplı kuş uçamaz....Tagore
Kaptanin ustaligi deniz durgunken anlasilmaz. LUKIANOS
Kar yaza kalmaz, yesil guze kalmaz DEDE KORKUT
Kararlar, yilan baligina benzer. Kolayca yakalanir, ama tutulmasi zordur. A.D.FILS
Kargalar otmeye baslayinca bulbuller susar MEVLANA
Kaybetmemek için zaaflarını, kazanmak için gücünüzü bilin.
Kelimeler cama benzerler, görmeye yardım etmedikleri zaman görüşe engel olurlar.
Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız....Konfüçyüs
Kendi kendimizin altinda kalmamaliyiz ki cemiyetin ustune cikalim. NECIP FAZIL KISAKUREK
Kendini yönetirsen, dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin.
Kendiniz kendinize isik olun. Disinizda olan , disinizdan gelebilacek hic bir seyden,
kim olursa olsun, kimseden destek dayanak aramayin. Kendinize yalniz gercegi isik yapin. (BUDA)
Kibir, bele bağlanmış taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne de uçulur....H.Bayram Veli
Kim daha korkak? Karanliktan korkan cocuk mu yoksa aydinliktankorkan buyuk mu? M.FREEHILI
Kim iyilikle calim satarsa onu geri almis demektir. LESSING
Kim ne derse desin ben bu gunu yakiyorum, yeniden dogamk icin cikardigim yangindan.
Kimin dusundugu ile soyedigi bir olursa iste dogru insan odur. YUSUF HAS HACIP
Kimseden sana kötülük gelmesini istemiyorsan
fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma.....Mevlana
Kirazlarin ve dutlarin tadini cocuklar ve sercelerden sor. GOETHE
Kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi.
Kitaplar da dost gibidir, az fakat iyi secilmis olmalidir. S.J.HARRIS
Kokunu begenmeyen dal ve dalini beyenmeyen meyve olmadan curur. NECP FAZIL KISAKUREK
Konusmalarin en onemlisi kendi kendimize olanidir. Ama bunu cogu zaman ihmal ederiz. OXENSTIERN
Kotu haberlerin kanatlari vardir, iyi haberlerin ise ayaklari bile bulunmaz. M.CAVENDISH
Kotuluge engel olmak da iyiliktir. BALZAC
Köpeklerin dudaklari değdi diye deniz kirlenmez....Mevlana
Körle yatan şaşı kalkar.
Körler çarşısında ayna satma , sağırlar çarşısında gazel atma....Mevlana
Kötü adın çirkinliği harften, deniz suyunun acılığı kap’tan değildir....Mevlana
Kötü yasalar, zulmün en berbat şeklidir. Burke
Kucuk insanlarin buyuk gururlari olur. VOLTAIRE
Kucuk kafalar insanlari, orta kafalar olaylari, buyuk kafalar fikirleri konusur. HYMAN G. RICOVER

Peki Atalarımız Ne Demiş?

Abanın kadri yağmurda bilinir.
Her şeyin bir değeri vardır. Bir şeyin gerçek değeri (kadri) ise, ona gerçekten ihtiyaç duyulduğu zaman ortaya çıkar.

Abdala “kar yağıyor” demişler, “titremeye hazırım” demiş.
Yoksulluk ve sıkıntı içinde yaşayıp eziyet çekmekte olan kimseler, karşılaşacakları zor şartlardan endişe duymazlar. Çünkü onlar bu şekilde yaşamaya alışıktırlar.

Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.
Kimi görgüsüz ve eğitimsiz kimseler bir rastlantı sonucu lâyık olmadıkları önemli bir işin başına geçseler ya da bir mevki elde etseler, aptalca davranmaya, o yerin adamı gibi görünmeye ve böbürlenmeye başlarlar. Dahası, bunun kendi hakları olduğunu da ileri sürerler.

Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.
Kimi insanlar yaptıkları işten zevk duyarlar ve onu bırakmak istemezler; bu işi sürekli olarak, tekrar tekrar yapmaktan da hiç bıkkınlık duymazlar.

Abdalın dostluğu köy görünceye kadar.
Çıkarı için yakınlık gösterip dostluk kuran kimse, beklediği yararı elde ettikten, işini yürütecek başka yollar bulduktan sonra sizinle olan ilişkisini keser.

Abdal (derviş) tekkede, hacı Mekke`de bulunur.
Hemen herkesin ilgi duyduğu bir alanı, kendine özgü bir işi vardır. İlgi duyduğu alan ya da iş neredeyse kişi de orada bulunur.

Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık.
Telâşla, sabırsızca ve ivedilikle yapılan işler genellikle kötü sonuçlar doğurur; kişiyi pişmanlığın içine iter.

Acele ile menzil alınmaz.
Telâşlanıp ivmekle, sabırsız davranmakla daha çabuk sonuç alacağımız, başarı kazanacağımız sanılmamalıdır. Bilinmelidir ki her işin bir süresi vardır.

Acele işe şeytan karışır.
Düşünüp taşınmadan, çabuk davranılarak yapılan işten iyi sonuç beklenmemelidir; o iş ya yanlış ya da bozuk olur.

Acemi katır kapı önünde yük indirir.
Bir işin yabancısı olan, bir işe alışmamış, beceriksiz ya da anlayışsız kişi, kendisinden beklenen işi eksik yapar ve istenildiği gibi yerine getiremez; daha başlangıç anında veya en önemli yerinde işi bırakıverir.

Acıkan doymam (sanır), susayan kanmam sanır.
Uzun süre bir şeyin yokluğunu çekip ona ihtiyaç duyan kimse, o şeyden ne kadar çok elde ederse etsin tatmin olmaz; kendisine yetmeyeceği duygusu içinde bulunur.

Acıkmış kudurmuştan beterdir.
Bir şeyden uzun süre yoksun kalan kimse, onu gördüğü anda ele geçirmek ister; kendinden geçercesine ona saldırır, sanki kudurmuş gibidir, gözü hiçbir şeyi görmez, tek düşündüğü uzun süre yokluğunu çektiği o nesnedir.

Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.
Bir kimsenin acınmasına yol açar, başkalarını ona merhamete getirirseniz, o kimse yerli yersiz yardım dilemeye başlar ve gittikçe arsızlaşır; bunun yanında kimilerinin hakkını kısar, emeklerinin karşılığını vermez ve onları aç-yoksul bırakırsanız, onlar da hırsızlık yapmaya başlarlar.

Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
Kötü durumda olan bir kimseyi, ortaya çıkacak yeni kötü durumlar etkilemez; pek çok zorluğa katlanabilir; çünkü o, böylesi kötü durumlara alışmıştır. Ayrıca, işe yaramayacak hâle gelmiş kimseler de, tutar bir yanları olmadığı için felâketlerden çekinmezler.

Acı (kötü) söz insanı (adamı) dininden (çıkarır), tatlı söz (dil) yılanı deliğinden (ininden) çıkarır.
Onur kırıcı, sert, kötü sözler insanı öfkelendirir; sabrını taşırır, çileden çıkarır, hoş olmayan davranışlara sürükler. Bunun aksine yumuşak, tatlı, hoş sözler de öfkeli, geçimsiz, saldırgan insanları yatıştırabilir; zarar vermelerinin önüne geçip onları doğru yola sokabilir.

Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.
Aç, yemek yeme ihtiyacı olan, yemesi gereken kimsedir. Bu insanın düşüncesi de karnını doyurmaktır. Onun bu isteği kimi özürlerle giderilip geçiştirilemez, böyle yapılmak istenirse kimi anlamsız ve aşırı davranışlara kaymasına neden olunur. Çocuklar da bir şey istediler mi hemen onun yerine getirilmesini isterler, beklemek nedir bilmezler.

Aç (arık) at yol almaz, aç (arık) it av almaz.
İş gördürülen kimselerden verim umuluyorsa onlar aç, yoksul ve zaruret içinde bırakılmamalı, her yönden tatmin edilmelidirler.

Aç ayı oynamaz.
Kendisinden iş beklenilen kimseden emeğinin karşılığı esirgenmemelidir; insan ya da hayvan olsun, çalışan mutlaka doyurulmalıdır.

Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız (yüzsüz) edersin.
Yönetiminde bulunan, gözetiminde olan kimseleri maddî ve manevî yönden tatmin etmelisin. İnsanları bu yönlerden sıkıntıya düşürür, emeklerinin karşılığını vermez, kötü muameleye maruz bırakırsan yanlış yola saparlar; söz dinlemez olurlar, arsızlaşırlar.

Aç doymam, tok acıkmam sanır.
Uzun süre yokluk içinde olan aç insan elde ettiğinden çoğunu ister, tatmin olmaz, yetmeyeceği duygusunu taşır. Tok, yani varlıklı insan ise var olanla yetinir gibidir, elindekilerin bir gün gelip tükeneceğini düşünmez, yeni kazanç yollarına başvurmaz, dahası elindekileri bilinçsizce harcamaya devam eder.

Aç elini kora sokar.
Aç ve yoksul insan, zorunlu ihtiyaçlarını gidermek için canı pahasına bile olsa her türlü tehlikeye atılmaktan çekinmez.

Aç gözünü, açarlar gözünü.
Uğraşılarında, giriştiğin işlerinde uyanık bulunup dikkatli olman gerekir; yoksa umulmadık, beklenmedik bir anda büyük zararlarla karşı karşıya kalabilirsin. Bu belâdan sonra aklın başına gelir ama iş işten geçmiş olur.

Açık ağız aç kalmaz.
Çalışan, didinen, ne istediğini bilen, bıkmadan usanmadan bunu dile getiren kişi geçim yolunu bulur; muhtaç duruma düşmez, aç kalmaz.

Açık yaraya tuz ekilmez.
Acısı ve derdi taze olan bir kimsenin üzüntüsünü artıracak söz ve davranışlardan kaçınmak gereklidir.

Açık yerde tepecik kendini dağ sanır.
Kıymetli, yetenekli kimselerin bulunmadığı veya az bulunduğu bir yerde, kendinde az da olsa bir şey bulunan kimse böbürlenmeye, büyüklük taslamaya başlar.

Açılan solar, ağlayan güler.
Hayatta hemen her şey bir değişimin içindedir, olduğu gibi kalmayıp tersine dönebilir, güzel çirkinleşebilir; mutsuz mutlu, yoksul da zengin olabilir.

Açın gözü ekmek teknesindedir (olur).
İnsanın tek amacı, öncelikle kendisi için gerekli, yaşaması için zorunlu olan, yokluğunu çektiği şeyi elde etmektir.

Açın karnı doyar, gözü doymaz.
1. Bir şeyin uzun süren yokluğu açlık ve doyumsuzluk duygusuna iter insanı; bu insan hiç doymamış, aç kalacakmış gibi davranır; gözü nesnelerde kalır, o nesneleri kaybedecek sanısına kapılır. 2. İhtiraslı kişi elindekiyle yetinmez, daha fazlasını ister.

Aç kurt bile komşusunu dalamaz.
Komşu hakkı çok yücedir. Komşuya hangi şartlarda olursa olsun, aç ya da zengin iyi davranılmalıdır. Çünkü toplumun dirlik ve düzenliği bir yönüyle buna bağlıdır.

Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna.
Sır özeldir ve gizli tutulmalıdır. Onun gerçekten duyulup yayılması istenmiyorsa, dosta bile açılmamalıdır. Açılırsa o da ağzından kaçırabilir ya da yakınına anlatabilir, bunu başkaları duyabilir, saklamaya çalıştığın şey sır olmaktan çıkar, yayılır.

Aç ne yemez, tok ne demez.
Yoksul kişi ihtiyaç duyduğu şeyin en kötüsüne bile razı olur; iyisini, kötüsünü arayacak durumda değildir. Oysa varlıklı kişi için durum farklıdır, o her zaman daha iyisini ister, en güzel şeylerde bile bir kusur bulur, mırın kırın eder.

Aç tavuk (düşünde) kendini buğday (arpa, darı) ambarında sanır (görür).
Yoksulluk çeken, varlık yüzü görmeyen kişi sürekli ihtiyaç duyduğu şeylerin hasretini çeker; kendisini onları elde etme hayaline kaptırır, olmayacak düşler kurar.

Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.
Hoşuna gitmeyecek sözler söylenmesine, hakkında kötü şeylerin ortaya çıkmasına yol açmak istemiyorsan karşındakini kızdırma.

Aç tokun yüzüne bakmakla doymaz.
İnsan ihtiyaç duyduğu, sürekli yokluğunu çektiği şeyleri varlıklı kimselerde görmekle onlara sahip olmuş sayılmaz. Tatmin olabilmek için onları gerçekten elde etmelidir.

Adalet ile zulüm bir yerde barınmaz.
Bu iki şey tamamen bir birinin karşıtıdır. Hak, hukuk ve doğruluğun bulunduğu yerde zulüm olamaz, zalimler bulunamaz. Zulmün bulunduğu yerde ise hak yeme, sömürü, eğrilik, azgınlık vardır ve orada da ne adalet ne de âdil vardır.

Adam adama her daim muhtaç (gerek olur).
Tek başına yaşamak oldukça zor olduğundan insanlar bir arada yaşarlar, dayanışmaya gerek duyarlar. İhtiyaçlar bu sayede karşılıklı olarak giderilir. Bu bakımdan hiçbir insanı küçümseyip yararsız saymamalı; olur ki bir gün, hiçlenen o insanın yardımına gerek duyulabilir.

Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil (Adam adama yük olmaz).
Birileri gelip konuğumuz olabilir, evimizde kalabilir. Bu konuk tıpkı can gibidir; can nasıl gövdeye geldiği gibi gidiyorsa, konuk da günün birinde geldiği gibi gidecektir. Bu sebeple yanımıza gelen arkadaş, dost, yakın ve konuklarımızdan yaka silkmemeliyiz.

Adam adamdan korkmaz, utanır (hatır sayar).
Bir kimse kendisine yapılan kabalık, kötülük karşısında sert tepki göstermiyor, benzer bir şekilde karşılık vermiyorsa, bu korktuğundan değildir; hatır saydığındandır, utandığındandır, duygularına egemen olduğundandır.

Adam adam denmekle adam olmaz.
Değerleri olmadığı hâlde değer verip saygı duyarak, bazı unvanlar vererek, överek, pohpohlayarak bir kimseyi iyi yetişmiş, değerli bir kimse yapamayız. Gerçek şahsiyet, olgunluk, insana yakışacak durum, tutum ve davranış insanın kendinde bulunmalıdır.

Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir, olmasa da çulu.
Bir kimsenin toplumdaki seçkin yeri ve önemi zengin ya da yoksul hâliyle ölçülemez. Kimi insanlar son derece yoksuldurlar ama kendilerinde bir adamlık vardır. Kimileri de zengindir ama insanlıktan nasiplerini almamışlardır. Dolayısıyla yoksul olmak insanın değerini düşürmez, zengin olmak da değerini artırmaz.

Adam adamı bir kere (defa) aldatır.
Bir kimse, huyunu suyunu bilmediği bir kişiye bir kez aldanır; bir daha aldanmaz. Çünkü bir kez aldanmış ve ders almıştır. Artık kendini ona göre ayarlar, karşı tarafın düzenbaz olduğunu bildiği için tedbir alır, düzenbaz ne derse desin inanmaz ve tuzağına düşmez.

Adama dayanma ölür, duvara (ağaca) dayanma yıkılır (kurur).
İnsanlar hayatları boyunca birbirlerine destek verirler, yardımcı olurlar. Ne ki her destek ve yardım sürekli olmaz. O hâlde insan, yapacağı işlerde başkalarının yardımına ve desteğine değil, öncelikle kendi gücüne, bilgi ve becerisine dayanmalı ve güvenmelidir.

Adam ahbabından bellidir (Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu diyeyim).
İnsan daha çok anlaştığı, huyunu suyunu bildiği, sevdiği, yanında bulunmaktan hoşlandığı kimselerle arkadaşlık kurar; dostluk eder. Dolayısıyla bir kimsenin iyi ya da kötü olduğu, arkadaşlık kurduğu kimsenin kişiliğine bakılarak anlaşılabilir.

Adamak kolay, ödemek güçtür.
Bir işi yerine getireceğim demek, davranışıyla ya da tutumuyla o işi yapacağım duygusu uyandırmak, umut vermek kolaydır. Ne var ki yerine getirmek ve yapmak güçtür. Çünkü bu, bir çabaya, bir maddeye ya da bir paraya dayanır; bunlar da zor sarf edilir şeylerdir.

Adamın (insanın) adı çıkacağına (çıkmaktansa) canı çıksın (çıkması yeğdir).
Toplumun bir insan hakkında verdiği yargı kolay kolay değişmez. Eğer bir adamın adı kötüye çıkmış, bu yanıyla şöhret bulup tanınmışsa, bu durum onun için katlanılmazdır. Nereye gitse kötü yanı yüzüne vurulacak, itilip kakılacak, aşağılanıp toplum dışına itilecektir. Böyle bir hayatı yaşamak, o insan için yaşarken ölmek demektir.

Adamın iyisi alış verişte belli olur.
Alışveriş bir insanın karakterini, iyi ya da kötü oluşunu belirleyen en önemli ölçütlerden biridir. Alışveriş her şeyden önce çıkara dayanır. Birçok insan da çıkarı için ahlâk kurallarını çiğnemekten kaçınmaz. Bunu anlamanın en iyi yolu da kişiyi alışverişte denemektir. Alışveriş sırasında hileye başvurmayan, hakkı gözeten, yalan söylemeyen, ahlâksız yollara sapmayan kimse iyi insandır.

Adamın iyisi iş başında belli olur.
İnsanı gösteren sözü değil, işidir. Bir insanın gerçek değeri; becerikli mi beceriksiz mi, çalışkan mı tembel mi, başarılı mı başarısız mı, iyi mi kötü mü olduğu yaptığı işlerle, çevresindekilere karşı takındığı tutumla ölçülür.

Adamını yere bakanından, suyun ağır (sessiz) akanından kork (sakın).
Genellikle sessiz akan sular derin ve tehlikeli olurlar. Bir olay karşısında duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan, niyetini belli etmeyen, sessiz kalan kimseler de ağır akan suya benzerler. Sinsidirler, içlerinde besledikleri kötülükleri hissettirmezler, bu bakımından sakıncalıdırlar.

Adam olana bir söz yeter.
İyi yetişmiş, kişilikli, anlayışlı, duyarlı kişiler kendilerine söylenen sözü, ilk söylenişinde anlarlar ve sözün gereğini yerine getirirler. Bir sözü defalarca söyleten, söyleyeni zorlayan, çıkmaza sokan kimselerde ise, bir kavrayış noksanlığı, bir ahlâk eksikliği var sayılabilir.

Âdemoğlu (insanoğlu) çiğ süt emmiştir.
Başlangıcından bu yana nankörlük insanoğlunun değişmez bir sıfatı olagelmiştir. Yapılan bir iyiliğe karşı, çokluk kötülükle cevap vermek, insanın atamadığı huylarındandır. Sanki bu, insanda değişmez bir hâldir. Bu bakımdan insanoğlu güvensizdir, ona karşı daima dikkatli olunmalıdır.

Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.
Büyüklerin küçükler üzerinde büyük bir etkisi vardır. Çocuklar, çokluk büyüklerini örnek alırlar. Onlardan ne görürlerse onu yapmaya çalışırlar. Bu sebeple, anne-babanın çocuklar, büyüklerin de küçükler üzerindeki etkisi, eğitim açısından oldukça önemlidir.

Ağacı kurt, insanı dert yer.
Ağaç kurdu, içine yerleştiği bir ağacı veya tahtayı özünden, içten içe yiyerek çürütür ya da kurutur. Dert ve üzüntü de tıpkı ağaç kurdu gibidir. İnsanı içten içe yıpratır, perişan eder, dayanıksız kılar, yiyip bitirir.

Ağaç kökünden yıkılır.
Ağacı ayakta tutan, onu toprağa bağlayan kökleridir. Onun bütün dallarını kesebilirsiniz, ancak yıkamazsınız. Yıkmak için köklerini topraktan çıkarmak zorundasınız. Bir aile, toplum ya da düzen de tıpkı ağaç gibidir. Onu da ayakta tutan bir temel (kök) vardır. Kimi ayrıntılarını (dallarını) yok edebilirsiniz, ancak yıkıp bozamazsınız; yıkmak için temelini sarsmak, ana noktalarını bozmak zorundasınız.

Ağaç yaprağı ile güzeldir (gürler).
Bir ağacı güzel gösteren, verimli kılan, canlı tutan yaprakları, çiçekleri ve meyveleridir. Varlığını ancak bunlarla kanıtlar. İnsanlar da böyledir. İnsan ailesi, çocukları, yakınları ve dostları ile bir bütün oluşturup varlık gösterebilir. Eğer bunlardan mahrum olursa yapraksız, çiçeksiz ve meyvesiz bir ağaç gibi kalır ortada; cansız, kurumuş gibi, güçsüz ve verimsizdir.

Ağaç yaş iken eğilir.
Çocuklar mutlaka küçük yaşta eğitilmelidirler. Bu yaşlarda işlenmeye, her türlü bilgiyle donatılmaya elverişlidirler. Zaman geçip de büyüdükçe eğitilmeleri zorlaşır. Yaşlı insan kolay kolay eğitilmez. Onlar tıpkı kuru bir ağaç gibidirler. Eğilmezler, buna zorlanırlarsa kırılırlar. Bu sebeple onlara yeni bir davranış kazandırmak imkânsız gibidir.

Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter.
Yüce Allah, her canlıyı yaratırken onunla birlikte rızkını da yaratır. Ancak insanlar aç gözlülük edip kimilerinin hakkını gasbederler, rızklarına el koymaya çalışırlar. Dolayısıyla kimileri aç ve yoksul kalır. İnsanlar bu tavırlarından vazgeçmiş olsalar, herkesin rızkının kendisine yeter olduğu apaçık ortaya çıkacaktır.

Ağır giden yol alır, hızlı giden yolda kalır.
Gittiğimiz yolda, tuttuğumuz işte ilerlemek istiyorsak acele edip telâşa düşmemeliyiz. Yavaş yavaş ama güvenli, gerekli bir tempoda, emin adımlarla yürümeliyiz. Böyle hareket etmezsek, aceleciliğimiz yüzünden sürçebilir, yolumuzu şaşırabilir, sonuca da ulaşamayız.

Ağır kazan geç kaynar.
1. Herkesin anlayış yeteneği bir değildir, öğrenme kabiliyetleri de farklıdır. Kimi kalın kafalı kimseler bir meseleyi oldukça geç ve zor kavrarlar. 2. Bazı beceriksiz, tembel kişiler işlerini geç yaparlar ve zamanında yetiştiremezler. 3. Ağırbaşlı, olgun kimseler bir olay karşısında hemen öfkelenip telâşlanmazlar.

Ağır ol, batman gelesin.
Temkinli, ağırbaşlı, ölçülü ol ve dengeli hareket et ki, itibar göresin; sevilip sayılasın. Çünkü hafif meşrep, sulu, çabuk kızıp taşkınlık gösteren, aceleci kimseler toplumda pek sevilip yer edinemezler.

Ağır taş batman döver (yerinden oynamaz).
Tutarlı, ölçülü, ağırbaşlı, temkinli kimselerin toplumda etkin bir yerleri, ayrıcalıklı bir kişilikleri vardır. Bu ayrıcalıkları sebebiyle onlara kolay kolay kimse ilişmeye cesaret edemez, onları hırpalamaya öyle herkesin gücü yetmez, dolayısıyla ister istemez saygı görür ve yerlerini korurlar.

Ağır yongayı yel kaldırmaz.
Davranışları ölçülü, sözleri yerinde, temkinli ve ağırbaşlı olan insanlara dış etkenler, niyeti bozuk kimseler kolay kolay zarar veremezler.

Ağız yer, yüz utanır.
İkram kabul eden, armağan alan kişi, bunları kendisine sunan kimsenin istediğini yerine getirme zorunluluğunu duyar; bir borçluluk duygusuyla bu isteği reddetmeye utanır, istemese de işi yapar.

Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
Hakkımızın yendiği yerde susup sonuca katlanmak doğru değildir. Susar, sesimizi çıkarmaz, hakkımızı aramazsak kimse bize yardım elini uzatmaz; hakkımızı vermez. Onun için hakkımızı arama yoluna gitmeli ve bu yolda sesimizi duyurmalıyız.

Ağlatan gülmez.
Başkalarına zulmeden, sıkıntı veren, çile çektiren kimselerin kötülükleri karşılıksız kalmaz; günün birinde bu dünyada ya da öteki dünyada kendisine döner, yaptıklarının cezasını mutlaka çeker, o da ağlar.

Ağrısız baş mezarda gerek (olur).
Yaşayan her insan dertten, çileden yakasını kurtarabilmiş değildir. Yaşadıkça da kurtaramayacaktır. Dolayısıyla dertsiz insan ancak mezarda bulunur. Bu demektir ki, insan dertten ancak ölünce kurtulacaktır.

Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.
Vakit ve fırsat varken (yazın) çalışmayan, tembel tembel oturan, keyfini düşünen kimse, fırsat kaçtıktan sonra, çalışmanın zor olduğu günlerde (kışın) geçim sıkıntısı çeker; perişan olur, aç kalıp yoksul düşer.

Ah alan onmaz.
Zulmeden, hak yiyen, kötülük yapan ve bu sebeple birilerinin bedduasını alan kimse iflâh olmaz; onun sonu iyi değildir, yaptıklarının cezasını mutlaka görür.

Ahlatın (armudun) iyisini ayılar yer.
Değerli, güzel ve iyi şeyler çoklukla onlara lâyık olmayan kimselerin eline geçer ve onlarca kullanılırlar. Bu da gösteriyor ki, insanlar gelişen olaylara çok kez engel olamazlar.

Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.
Anlayışı kıt, beceriksiz, yüzsüz ve yılışık, çıkarcı kimselere gereksiz yere yakınlık gösterilmemelidir. Yoksa bu yakınlığı kötüye kullanabilir. Yerli yersiz karşınıza çıkıp sizi rahatsız ve huzursuz edebilir. Bu gibi kimselerle kurulacak ilişkilerde dikkatli olunmalıdır.

Ahmak iti yol kocatır.
Bazı insanların girişimleri, uğraşıları, didinmeleri, yaptıkları işleri ahmaklıkları yüzünden sonuçsuz kalır; yıpranmalarına yol açar. Bunun böyle olmasının sebebi, işe iyi düşünmeden, plân yapmadan girmiş bulunmaları, karşılarına çıkacak aksilikleri hesaplamamış olmalarıdır. İşte böylesi bir giriş, onları tekrar tekrar yapmak zorunda bırakmış, zaman kaybettirmiş, yormuş ve yıpratmıştır.

Akacak kan damarda durmaz.
“Takdir, tedbiri bozar” derler. Bir zarara uğramak, önemli bir şeyimizi kaybetmek kaderimizde varsa, ne yaparsak yapalım, ne önlem alırsak alalım bunun önüne geçemeyiz. Bugün ya da yarın, er veya geç olan olacaktır.

Ak akçe kara gün içindir.
Emek vererek, alın teri dökerek kazandığımız para, sıkıntılı anlarımız ve zor günlerimiz içindir; bizi darlıktan bu para çekip kurtarır, rahata erdirir. Dara düşülen günlerimizde bu parayı harcamaktan da geri durmamalı, çekinmemeliyiz.

Akan su yosun (pislik) tutmaz.
Bilinen bir şey ki, devamlı akan su kendini ve yatağını temiz tutar; hareketsiz ve birikinti hâlinde olan su da aksine mikrop ve pisliği bünyesinde taşır. Denebilir ki hareketlilik, canlılık ve çalışkanlık insanı canlı ve üretken yapar; iyimser kılar, kötülükten uzak tutar, düşkünlüğünü önler; böylece de o insan hem kendine, hem de başkalarına yararlı olur.

Akar su çukurunu kendi kazar.
Azimli olan, bir şey yapma isteği ve gücünü taşıyan, gayretli ve atak kimseler zorluklara boyun eğmezler; amaçlarını gerçekleştirmek için imkân ararlar, yollarını ne yapıp edip bulurlar.

Akan suya inanma, el oğluna güvenme.
Kimi akar sular yavaş aktığı için tehlikesiz görünebilir, ancak yine de güvenmemelidir. Bir an o suya kapılıp sürüklenebilir, derinlere ve burgaçlara çekilip boğulabiliriz. El oğlu da tıpkı bu akar sular gibidir, kimi yanlarına bakarak onlara güven duyamayız. Çıkarı için bizi tuzağa düşürebilir, başımıza olmadık işler açabilir, zor durumda bırakıp zarara uğratabilir. Bunun için temkinli olmalıyız.

Akıl akıldan üstündür.
Her insan aynı anlayış, bilgi ve düşünme gücüne sahip değildir. Bizim akletmediğimizi, bir başkası akledebilir. Biri bizden daha iyi düşünüp karanlık bir noktada bize ışık tutabilir. Bu bakımdan önemli işlerimizde güvenli, geniş düşünce sahibi kimselere danışmaktan, onların bilgi ve tecrübesine başvurmaktan kaçınmamalıyız.

Akıl için tarik (yol) birdir.
Bir mesele ancak akıl yoluyla çözülebilir. Bu yol ise tektir. Doğru düşünenlerin, mantıklı olanların bu yolu izlediklerinde vardıkları sonuç hep aynı olacaktır.

Akıl kişiye (adama) sermayedir.
Giriştiğimiz hemen bütün işlerde başarılı ya da başarısız olmamızdaki en büyük etken akıldır. O, yapmaya çalıştığımız işte baş aracımızdır. Onu gerektiği gibi, yerinde kullanırsak iyi sonuç almamız kolaylaşır. Hemen her işte bir sermayeye gerek duyulduğu açıktır. Bu sermaye de paradır. Ama unutmayalım ki, paranın da işe yarar şekilde kullanılması akılla olur.

Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır (Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun).
Düşüncesiz ve yersiz davranan, gerçeği görmeyen, anlayışı kıt kimseler yaptıkları işlerin, söyledikleri sözlerin ne gibi sonuçlar doğuracağını hesap edemezler. Bu yanlarıyla, iyi niyetli de olsalar dostlarına bilmeyerek zarar verebilirler. Bunun aksine, akıllı düşmanın neler yapabileceği, hangi yollara başvuracağı önceden tahmin edilip sezilebilir; dolayısıyla kişi tedbirini alır, kendisine gelebilecek zararları önlemeye çalışır.

Akıllı hırsız, şaşkın ev sahibini bastırır.
Aklını kullanmasını bilen, açık göz, uyanık ve düzenbaz kimseler düşüncesiz, kavrayışı kıt, ahmak ve şaşkın kimseleri aldatmakta bir zorlukla karşılaşmazlar. Hatta bu kimseler, karşılarındaki bu aptal insanları, haklı da olsalar haksız çıkarabilirler; kendilerini suç işlememiş gibi gösterebilirler.

Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer.
Önlem almaya, hazırlıklı olmaya alışmış kimi tedbirli kimse, hemen her şeyde bir sonuca ulaşmak için sağlam bir yol arar. Bunun için de düşünüp taşınır, kolay kolay karar veremez. Dolayısıyla da epey zaman harcamış ve sonuca ulaşmakta gecikmiş olur. Oysa gözü pek atak ve yeterince düşünmeden karar veren kimse, tehlikeyi göze alıp işe girişir ve sonuca daha çabuk ulaşır.

Akıllıyı arkada tutma, akılsızı kılavuz etme.
Hangi işte, hangi yönetimde olursa olsun sağlıklı bir sonuca gidilmek isteniyorsa, mutlaka iyi ve doğru düşünenlere, işinin ehli ve akıllı kimselere öncelik verilmelidir; onlar takipçi değil, takip edilenler olmalıdır. Eğer bunun tersi yapılıp akılsız, ahmak, beceriksiz, anlayışı kıt kimselere öncelik verilir, onlar iş başına getirilirse yapılan işten olumlu bir sonuç elde edilemez; elde kalan yalnızca zarar olur.

Akıl para ile satılmaz.
İnsanlar akılca eşit değillerdir. Kimileri akıllı, kimileri aptaldır. Bunu değiştirmek mümkün değildir, böyle de sürüp gidecektir. Üstelik akıl, somut bir şey de değildir. Sonradan da elde edilemez, parayla da alınıp satılamaz. Etrafımıza şöyle bir baktığımızda delice işler yapan varlıklı insanlar, akıllıca işler yapan yoksul insanlar görürüz. Eğer akıl parayla satın alınmış olsaydı zenginlerin dilece işler yapmadıklarına tanık olabilirdik.

Akılsız başın zahmetini (cezasını) ayaklar çeker.
1. İyi düşünüp taşınmadan, eni konu hesaplamadan verdiğimiz kararlar, yaptığımız girişimler bizi kötü sonuçlarla karşı karşıya bırakır, çıkmaza sokup oraya buraya koşturur, yorgun düşürür. Hemen her şeyi yeni baştan yapmak durumuyla yüz yüze getirir. 2. İşin başında olanların akletmeden verdikleri yanlış karar ve ortaya koydukları tutumların doğurduğu kötü sonuçların sıkıntılarını, zahmetini buyruk altında çalışanlar çeker.

Akıl yaşta değil baştadır.
İnsanın yaşlanması, aklının artması anlamına gelmez. İnsan büyüyebilir fakat aklı (kıt) kalabilir. Biliriz ki, pek çok genç yaşça büyük olanlardan daha akıllıdırlar. İnsanlar yaşlandıkça tecrübe sahibi olabilirler ama tecrübe akıllı olanların işine yarar, akılsızların değil.

Ak koyunun kara kuzusu da olur.
1. İyi ana-babadan kimi zaman kötü huylu çocuklar da olabilir. 2. Çok iyi sandığımız bir işin, girişimin veya tavrın kötü yanları da bulunabilir. 3. Arkadaş, dost ve yakınlarımızın kimi kusurlu yanları da bulunabilir.

Akla gelmeyen başa gelir.
İnsan her şeyi eksiksiz düşünüp, başına gelebilecekleri önceden kestirip tedbir alacak güçte değildir. Hiç ummadığı, beklemediği bir anda başına öyle şey gelir ki, bu şeyi daha önce hiç düşünmemiştir bile. Bu durumda yapılacak şey endişe ve korkuya kapılmamak, sakin olmaya çalışmaktır.

Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.
Aklına geleni hemen gerçekleştirmeye çalışma; önce iyi düşün, taşın, doğabilecek sonuçları hesapla. Bunun aksine hareket edip iş yapmaya kalkar, her önüne gelene çatarsan büyük sıkıntılarla karşılaşır, zarar görürsün.

Akraba (dost) ile ye, iç, alışveriş etme.
Hemen her alışverişin temelinde çıkar yatar. Bu çıkarlar insanları çatışmaya sürükleyip tatsızlıklara yol açabilir; sonuçta ortaya kırıcı, incitici davranışlar çıkar. Dolayısıyla alışveriş dostluğu bozucu bir işlev yüklenmiş olur. Bu ise devamlı görüşen insanlar için hoş bir durum değildir. Bu bakımdan özellikle kendine güvenemeyenler, dostluklarının devamını dileyenler alışveriş konusunda dikkatli olmalı, gerekirse birbirleriyle alışverişten kaçınmalıdırlar.

Akşama karşı gitme, tana karşı yatma.
Yüce Allah, gündüzü çalışıp rızk kazanma, geceyi de uyku ve dinlenme zamanı olarak yaratmıştır. Bu sebeple erken kalkıp çalışmalı ve erken yatmalıdır. Yola çıkmak için de en uygun zaman seher vaktidir, her şey görünür olduğundan daha güvenlidir. Gece yolculuk yapmaktan mümkünse kaçınmalıdır; gece yolculuğu hem zor, hem de tehlikelidir.

Akşamın hayrından sabahın şerri yeğdir (iyidir).
Elden geldiğince işler akşam ya da gece yapılmamalıdır. Sabah görülmesi daha uygundur. Çünkü gece iş yapmak tehlikelidir. İnsanların en yoğun, yorgun ve dalgın oldukları zaman bu zamandır. Çalışanların hata yapmaları, işi eksik görmeleri, verimsiz olmaları gündüze oranla daha fazla olur. Ayrıca gündüz elde edilebilen imkânlar gece elde edilemez. Bu bakımdan sabahleyin yapılacak iş kusurlu da olsa, akşam yapılacak işten daha iyidir.

Alacağın olsunda da alakargada olsun.
İnsanlar kolay kolay borçlu olmak istemezler. Çünkü borç ödemek, özellikle sıkıntıda olanlar için hayli zordur. Bu bakımdan borçlu olmaktansa alacaklı olmak daima iyi görülür. Alınması zor da olsa, borçlu olan ödememek için karşı da koysa, insanın alacaklı olması yine de iyi bir şeydir.

Alacakla verecek (borç) ödenmez.
Kimilerine borçlu, kimilerinden de alacaklı olabiliriz. Ne var ki, borcumuza karşılık, alacağımıza güvenip onunla borcumuzu ödeyebileceğimizi düşünmemeliyiz. Böyle yaparsak tedbirsiz hareket etmiş oluruz. Borcumuzun ödenme günü geldiğinde, eğer alacağımız bize ödenmemişse zor durumda kalabiliriz. Bu yüzden borcumuzu, alacağımızla öderiz hesabına gitmek doğru değildir; bu bir tedbirsizliktir.

Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar.
İnsanların toplum içindeki yerlerini tutum ve davranışları belli eder. Kimi insan vardır ki alçak gönüllüdür, büyüklük taslamaz, insanların mevkilerine göre tavır takınmaz; işte bu kimseler saygı ve sevgi görür, toplum içinde yükselir. Kimi insan da vardır ki kibirlidir, herkesi küçük görür, üstünlük taslar; bu insan da hiç sevilip sayılmaz, toplum içinde de iyi bir yer edinemez.

Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır.
İnsan hiçbir işinde aşırılığa kaçmamalı, orta bir yol izlemelidir. Gerek maddî, gerekse manevî yönden kendisine en uygun olanı seçmelidir. Orta bir yol izlemeye yanaşmayan insana hem çok düşük, hem de çok yüksek hayat biçimi zarar verir.

Alçak yer yiğidi hor gösterir.
Elindeki imkânları sınırlı olan, basit bir görevde bulunan kimse ne kadar değerli olursa olsun kendini gösteremez; kişiliğini, yeteneğini kanıtlayıp lâyık olduğu yere gelemez. Bu durumda onun önemsiz görülmesine, etkisiz kalmasına, yitip gitmesine sebep olur.

Al elmaya taş atan çok olur.
1. Önemli, parlak mevkileri elde etmeye çalışan çok olur. 2. Değerli, güzel ve çekici olan şey herkesin dikkatini çeker. Kimileri onu elde etmeye çalışırken, kimileri de kıskançlığa düşüp onun aleyhinde çalışırlar.

Alet işler, el övünür.
İnsan ne iş yaparsa yapsın, ne kadar usta olursa olsun, o iş için gerekli araç-gereç olmadan başarı elde edemez. Durum bu kadar açık olduğu hâlde, araç-gereci bir tarafa atıp kendi ustalığı ile övünmekten geri durmaz insanoğlu.

Alışmış kudurmuştan beterdir.
Bir şeye alışkanlık tutkuyu, tutku da tutsaklığı peşinden sürükler. Bir şeye alışkın olan, bir anlamda onun tutsağı olmuştur. Artık onu yöneten alışkanlıklarıdır, kolay kolay bu alışkanlıklardan vazgeçmez. Alışkın olduğu şeyden kopmamak için her yola başvurur, delice davranışlar gösterir.

Al kaşağıyı gir ahıra, yarası (yağırı) olan gocunsun (gocunur).
Bir meseleyi halletmek, bir yolsuzluğu soruşturmak, bir haksızlığın önüne geçmek için ne gerekirse yapılıp söylenmelidir. Bu sırada kabahati olan varsın tedirgin olsun, alınıp telâşa kapılsın.

Allah bir kapıyı kapatırsa ötekini açar.
İşi büsbütün bozulan, bir çıkmaza düşen insan karamsarlığa kapılıp Yüce Allah`tan umut kesmemelidir. Çünkü Allah rahmetini esirgemez, O`nun rahmeti boldur. Allah hiç umulmadık bir anda bir sebep yaratır ve çare gösterir, bize iyi imkânlar sunar. Yeter ki O`na inanıp güvenelim, O`ndan umut kesmeyelim.

Allah dağına göre kar verir (verir kışı).
Yüce Allah, her kuluna kaldırabileceği ölçüde yük, sıkıntı verir. Bu kimine az, kimine çoktur. Herkesin dayanabileceği kadardır.

Allah doğrunun yardımcısıdır.
Yüce Allah, insanlara neyin eğri, neyin doğru olduğunu kitapları ve peygamberleri vasıtasıyla göstermiştir. Onun yap dediğini yapan, yapma dediğini yapmayan doğru yoldadır. Onun istediklerini yerine getiren, haram kıldığı şeylerden kaçınan, onu bunu aldatmayan, yalan söylemeyen, doğruluktan sapmayan kişiye Allah yardım eder; o kişi her işte başarı sağlar, kötülük görmez, zarara da uğramaz. O hâlde doğruluktan şaşmamalıdır.

Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.
İşleri kötü giden kişi Allah`tan umut kesmemelidir. Rahmeti bol olan Yüce Allah, kimseyi rızksız koymaz. Allah`ın bir sebeple bizi içine düştüğümüz kötü durumdan çıkarıp, daha iyi ve güzel bir duruma kavuşturacağına inancımız tam olmalıdır.

Allah`ın bildiği kuldan saklanmaz.
Bütün insanlar, yaptıkları her şeyden yaratıcıları olan Allah`a karşı sorumludurlar. Allah, kullarının ne yaptıklarını, ne düşündüklerini ve kalplerinden geçenleri bilir. İnsan, eğer bir suç işlemişse, bu suçundan dolayı önce Allah`tan korkmalı ve utanmalıdır. Çünkü, hiçbir şeyin kendisine gizli olmadığı Allah, onun suç işlediğini biliyordur. Bunu gizlemek, o suçu ortadan kaldırmaz. Öyle ise onu kuldan niçin saklamalıdır?

Allah kulunu kısmeti ile yaratır.
Her insan dünyaya rızkı ile gelir. Allah, onu mutlaka bir geçim yoluna ulaştırır; bu yol zor ya da kolay olabilir. Yeter ki insanlar birbirinin rızkına el uzatmasınlar.

Allah sabırlı kulunu sever.
Acı, yoksulluk, haksızlık ve hastalık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan, olacak veya gelecek bir şeyi telâşa kapılmadan bekleme erdemidir sabır. Bu, insanın sahip olabileceği en değerli huylardandır. Böyle kimseler dayanıklı olur, güçlüklere göğüs gerer, kötülükleri kolay savar, sıkıntıları çabuk atlatır. Cenab-ı Hak da böyle kullarını sever. Öyleyse bu sevgiye lâyık olmak için sabırlı olmaya gayret etmeli insan.

Allah sağ eli sol ele muhtaç etmesin.
Birine muhtaç olup ondan bir şey istemek, istediğinin yerine gelmediğini görmek insana çok ağır gelir. Bu yüzden bir de hakarete uğramak, hele en yakınından böyle bir tavır görmek insanı kahreder. Bu sebeple “Allah`a, bizi en yakınımıza dahi muhtaç etmesin” diye dua etmeyi bir görev bilir insan.

Allah`tan umut kesilmez.
Allah, kendisine inananları güç durumda bırakmaz. En umutsuz anlarında bile bir sebep yaratıp onları sevindirir, işlerini yoluna kor, durumlarını düzeltir. Bu bakımdan Müslümanlar en kötü ve umutsuz durumlarında bile karamsarlığa düşüp yalnızlık korkusuna kapılmazlar. Yüce Allah`ın onlara lütufta bulunacağına, onları koruyacağına gönülden inanırlar.

Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir.
Kiminin gücü az, kiminin yeteneği sınırlıdır. Allah, bu insanlara da durumlarına göre imkânlar verir; kolaylıklar gösterir; onların da bir hayat düzeni kurmalarına, geçim yolu bulup barınmalarına yardım eder.

Almadan vermek, Allah`a mahsus (yaraşır).
Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, ama ihtiyaç sahiplerinin muhtaç olduğu tek varlık, şanı yüce olan Allah`tır. Karşılık beklemeden yardım yapmak sadece ve sadece Allah`a mahsustur. Bu sebeple insanlar yardımlaşırken bir karşılığı gözetirler. Bir şey verirken almaya gereklilik duyarlar. Öyleyse siz başkasına yardımcı olunuz ki, başkası da size yardımcı olsun.

Almadığın hayvanı kuyruğundan tutma.
Hiçbir zaman alamayacağın bir mala alacakmış gibi, yapamayacağın bir işe yapacakmış gibi, yanında çalıştıramayacağın bir kişiye çalıştıracakmış gibi yakın ilgi gösterme. Bu, karşı tarafa boş yere umut vermek olur ki, doğru bir hareket değildir.

Alma mazlumun âhını, çıkar âheste âheste.
Zalim olma, kötülük yapıp da can yakma. Yoksa mazlumların bedduasını alır, yaptığın kötülüklerin cezasını feci şekilde çekersin.

Altın anahtar her kapıyı açar.
Para güçlü bir araçtır. Paranın halledemeyeceği, ortadan kaldıramayacağı engel ya da mesele yok gibidir. Çünkü insanlar çıkarlarına, nefislerine düşkündürler. Bu düşkünlük onları zayıf bırakır. Para da bu zayıf insanları kolayca elde eder. Dolayısıyla karşılığını para ile ödediğinizde, insanlar pek çok engeli önünüzden kaldırır; istediğiniz şeyi kolayca elde edersiniz.

Altın eli bıçak kesmez.
1. Zengin kişi para ile pek çok meselesini halleder, paranın gücü sebebiyle ona zarar vermek zorlaşır. 2. Hünerli, işinin ehli kimseyi hayat zorlukları kolay kolay etkileyemez. Bir an zorluklar onu sarssa bile, o yılmadan çalışır; işlerini yoluna kor ve hayatını sürdürür.

Altın eşik, gümüş eşiğe muhtaç olur.
Ne varlığa, ne makama güvenmemeli; hiç kimseye yukarıdan bakılmamalıdır. Gün gelir insan elindeki varlığı yitirip yoksullaşabilir, bir zamanlar kendisinden daha yoksul olan bir kişiye muhtaç olabilir. Mevkisini de kaybedebilir ve kendisinden daha önce altta olan insanların emrinde çalışmaya mecbur kalabilir.

Altın yere düşmekle pul olmaz.
Yetenekli, dürüst ve değerli bir kişi bulunduğu yüksek yeri (makam-mevki) yitirip önemsiz bir yerde bulunmak zorunda kalsa bile değerinden bir şey kaybetmez.

Altı olur, yedi olur, hep Allah`ın dediği olur.
İnsanoğlu ne tür hesaplar ve plânlar yaparsa yapsın, ne tür ihtimalleri göz önüne alırsa alsın, sonuçta Allah ne dilemişse o olur. Bunun için “takdir, tedbiri bozar” demişlerdir.

Aman diyene kılıç kalkmaz (Eğilen baş kesilmez).
Yiğitliğinize, mertliğinize güvenerek teslim olan kişi size sığınıyor; canının da sizin tarafınızdan korunmasını istiyor demektir. Böyle bir durumda ona kötülük yapmak ya da onu öldürmek doğru değildir. Aksi bir tavır insanlık dışı bir hareket olur, meğer ki sığınan kişi düşman bile olsa.

Ana evlâdını atmış, yar başında tutmuş.
Biliriz ki, çocuğu en fazla seven, ona en fazla emeği geçen, onu en fazla koruyan, onunla en fazla bütünleşen genellikle annedir. Bu sebeple ona ne kadar kızarsa kızsın, ondan ne kadar nefret ederse etsin, bu durumunu devamlı sürdürmesi düşünülemez. Çocuğun tehlikeye düştüğü bir anda, annelik içgüdüleri harekete geçer ve onu korumaya çalışır.

Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz.
Şehirler içinde Bağdat öteden beri güzel, önemli ve gözde şehirlerden biridir. İnsanı kendine çeken, pek çok şehirde bulunmayan özelliklere sahiptir. Annenin de diğer insanlar içinde ayrıcalıklı bir yeri vardır. Onun kadar çocuğunu seven, çocuğuna gönülden bağlı bir yakın, bir dost yoktur insanlar içinde. Ne zaman başımız dara düşse hemen o koşar, elimizden tutmaya o çalışır.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
Kimi meseleleri üstü kapalı, bazı ipuçları vererek şöyle bir anlatmak zorunluluğu hasıl olur. Anlayışlı kimseler bu tür konuşmadan ne denmek istendiğini kolayca anlarlar. Ama kavrayışı kıt kimseler ne kadar açık anlatılırsa anlatılsın, ne kadar tekrar edilirse edilsin ne denmek istendiğini bir türlü anlayamazlar.

Araba devrilince (teker kırılınca) yol gösteren çok olur.
İnsanlar her nedense her şey olup bittikten, işler bozulduktan, ortaya kötü bir sonuç çıktıktan sonra “niçin böyle yaptın, şöyle yapsaydın, bu yolu tutmalıydın” gibi sözler söylemeyi alışkanlık edinmişlerdir. Önemli olan yapma biçimindeki yanlışlığı, tutulan yoldaki tehlikeyi önceden görmek ve uyarıda bulunmaktır.

Araba ile tavşan avlanmaz.
Hemen her iş ayrı bir araç, yol ve yöntemi gerekli kılar. Başarıya ulaşılmak isteniyorsa o iş için uygun olanlar seçilmelidir. Eğer bunun dışına çıkılırsa başarıdan söz edilemez.

Arabanın ön tekeri nereden geçerse arka tekeri de oradan geçer.
1. Büyükler nasıl bir davranış veya yaşayış yolu tutmuşlarsa çocuklar da onları taklit eder, onların izinden gider. 2. Yönetenlerin tavır biçimi, zamanla yönetilenlere geçer.

Ar dünyası değil kâr dünyası.
1. Yaptığı iş eğer namusuna dokunmuyor, onurunu zedelemiyorsa geçim için şu ya da bu işi yapmalı insan; utanıp sıkılmadan para kazanmalıdır. 2. Kimi insanlar vardır ki, namus ve onur denen değerleri bir tarafa fırlatmış, çıkar için her türlü işi yapmaktadırlar.

Arı bal alacak çiçeği bilir.
Bazı kimseler, açıkgöz insanlar ve işinin uzmanı olanlar, çıkar sağlayabilecekleri, kazanç elde edecekleri yerleri gayet iyi bilirler.

Arı, kızdıranı sokar.
Hiçbir insan durup dururken çoklukla birinin canını yakmaz. Kişi ancak kendisini kızdırıp bunaltana, sataşıp ilişene, kötülük yapana karşı ister istemez eyleme geçer; saldırır ve zarar verir.

Arık öküze bıçak çalınmaz.
Güçsüz, zayıf, kendisini zor ayakta tutan kimselerden yararlanmaya çalışmak, onlara eziyet edip çile çektirmek doğru değildir; bu yiğitliğin ve insanlığın şaşına yakışmaz.

Arpa eken buğday biçmez.
1. Kötü bir davranışta bulunan insan iyilik göremez. 2. Yapmaya çalıştığı işin üzerinde lâyıkıyla durmayan ondan iyi sonuç alamaz.
Arsızın yüzüne tükürmüşler, “yağmur yağıyor” demiş.
Arsız insan kişiliğini, saygınlığını, utanma duygusunu yitirmiş insandır. Dolayısıyla o ne kadar ağır hareket görse, söz işitse yine de aldırış etmez; pişkinliğe vurup iyi bile karşılar.

Arslan yatağından (yattığı yerden) bellidir (belli olur).
İnsanların kişilikleri ile sürekli bulundukları yerler arasında bir özdeşlik kurmak mümkündür. Bir kimsenin kişiliği çalıştığı iş yerinin niteliğinden; yatıp kalktığı evin temizliğinden, düzeninden anlaşılır.

Asil azmaz, bal kokmaz (kokarsa yağ kokar, çünkü aslı ayrandır).
Kendine has özellikleri bulunan bir nesne ne denli biçim değiştirirse değiştirsin, aslî özelliğini yitirmez. Bu durum insan için de söz konusudur. Soylu bir aileden gelen insanlar ne denli büyük bir sarsıntı geçirirlerse geçirsinler, bayağı bir duruma düşüp yozlaşmazlar; soyluluklarını yitirmezler. Ama mayalarında kötülük, noksanlık bulunan kimseler için böyle bir şeyden söz edilemez; onlar eninde sonunda bir açık verirler, olumsuz yanlarını dışa vururlar.

Aslını inkâr eden (saklayan) haramzadedir.
Bir insan çarpık bir ailenin üyesi olabilir; yoksul, eğitim görmemiş kaba bir aileden gelebilir. Bu durumunu birilerinden saklamak ve onlara karşı bir utanç kaynağı olarak görmek son derece yanlıştır. Çünkü insan, böyle bir aileden gelmekle değersiz olamaz. Kendisini değerli ya da değersiz kılmak kendi elindedir. Böyle bir tavrı da ancak zayıf karakterli insanlar gösterebilir ya da bu tavır ancak piçlere yaraşır.

Âşığa Bağdat sorulmaz (ırak değildir).
Kim ki bir şeyi elde etmek ister, ona taşkın bir kavuşma isteğiyle yanıp tutuşur, o kimseye zor şartlar ağır gelmez; o, her türlü çabayı gösterir; her türlü fedakârlığa katlanır.

Âşık âlemi kör, dört yanını duvar sanır.
Aşk duygusuyla dolup taşan kişi, bu derin sevginin etkisiyle ne yaptığını bilemez; hoşa gitmeyecek davranışlarda bulunur, sanki bilincini kaybetmiş gibidir; yapıp ettiklerini kimse bilmez, görmez ve söylediklerini kimse işitmez sanır.

Aşını, eşini, işini bil.
Doğru, düzgün, sağlıklı, mutlu ve verimli bir hayat mı yaşamak istiyorsun? O hâlde yiyeceğine dikkat et, temiz ve helâl ye. Eşini ve arkadaşını iyi seç, kötülerden uzak dur. Bir iş edin, edindiğin işe sahip çık, onu lâyıkıyla yap.

Aş taşınca kepçeye paha olmaz.
Kimi değersiz görülen, bir kenara atılmış bulunan araçlar bir zaman gelir gerekli olurlar; bir zararı önlemeye yararlar. İşte o zaman değerleri birden bire artar, kıymet biçilemez olurlar.

At, adımına göre değil, adamına göre yürür.
Bir atın yürümesi ya da koşması, doğrudan sırtındaki binicisinin yönetimine bağlıdır; binici ne isterse onu yapar; koşar, durur ya da yavaş gider. Bir işin akışı da böyledir. İşin sonucu, verimli yahut verimsiz oluşu, o işi yapanın bilgi, beceri çaba ve tutumuna bağlıdır.

Ata eyer gerek, eyere er gerek.
Çıplak ata binmek oldukça zordur. Ata binmeyi kolaylaştıran eyerdir. Ancak bu yeterli değildir. Atın üzerinde oturacak kimse eyerin hakkını vermeli ve başarılı olmalıdır. Bunu da ancak yiğit olan yapar. Bir iş için de durum bundan farklı değildir. Yapılan işten verim alınmak isteniyorsa, önce işte kullanılacak araçlar sağlanmalı; sonra da iş ve araçlar işini iyi bilen, bunları kullanabilecek birine teslim edilmelidir.

Atanın (babanın) sanatı oğula mirastır.
Çocuklar küçük yaşlarda öncelikle babalarının yaptıkları işlerle ilgilenirler. Babanın oğulla yakın ilişkisi, çocuğun giderek babasının yaptığı işi öğrenmesine yol açar. Baba da bunun için özel bir çaba sarf etmişse, çocukta, bu işi öğrenme yolu kalıcı olur. Büyüyünce kendisi de bu sanatla uğraşır, geçimini bu yolla sağlamaya çalışır.

Atasını tanımayan Allah`ını tanımaz.
Ana-babaya değer vermek, onlara saygı-sevgi göstermek, onlara dar günlerinde yardımcı olmak, onlara “öf” bile dememek Yüce Allah`ın buyruklarındandır. Bu buyruklara itaat etmeyen, ana-babaya gerekli ilgiyi göstermeyen, onlara karşı gelen bir kimse Allah`a da karşı geliyor demektir.

At binenin (iş bilenin), kılıç kuşananın.
1. Kim ki bir işi beceriyor, bir şeyi kullanıyor, bir şeyden gerektiği gibi faydalanıyor, o şeye sahip olmalıdır; en uygunu, yakışanı da budur. 2. Kim ki başkasının yararlanmadığı, yararlanmasını bilmediği bir şeyi elinde tutuyor ve ondan yararlanıyorsa, o şey, mal sahibinden çok onun sayılır.

At binicisini tanır (bilir).
Emir altında çalışan kişi, kendisini yönetenin işten anlayıp anlamadığını, ne isteyip istemediğini, hangi olay karşısında nasıl tavır takındığını bilir; işini de ona göre yapar ve yürütür.

Ateş düştüğü yeri yakar.
Bir felâket ya da üzücü olay gerçek anlamda ona uğrayana, yalnızca ilgili kimselere acı verir; onların yüreklerini yakar. Başkalarının, uzak kimselerin duydukları acı, gösterdikleri üzüntü ise yüzeyseldir; kalıcı değil, gelip geçicidir.

Ateşle barut bir yerde durmaz.
Bir arada bulunmaları çok tehlikeli görülen şeyler birbirinden uzak bir yerde tutulmalıdırlar.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
Bir olay ya da durumun varlığı, gerçekten ortada olup olmadığı, belirtisinin görülmesiyle anlaşılacak bir şeydir. Eğer meydanda bir belirti varsa, olay veya durum da var demektir.

Atılan ok geri dönmez.
Kimi zaman iyi düşünüp taşınmadan, olacakları hesaplamadan bazı eylemlere girişir ve sonuçta pişman olur insan. O anda ilk durumuna dönmek ister ama bu mümkün değildir. Çünkü olan olmuş, iş işten geçmiştir çoktan.

Atın bahtsızı arabaya düşer.
Kimi değerli, yetenekli ama talihsiz kimseler, kişiliklerine uymayan kötü ve bayağı işlerde çalıştırılır; görevlere itilir.

Atın ölümü arpadan olsun.
Bir şeye tutkun olan, bir şeyin uzun süre yokluğunu çeken kimi kişiler, kendilerine zarar vereceğini bile bile o şeyi kullanmaktan çekinmezler ve şöyle düşünürler: “Sevdiğim şeye özlem duyarak yaşamaktansa, onu çokça (aşırı ölçüde) kullanıp (yiyip) hasta olayım; hatta öleyim.”

Atın ürkeği, yiğidin korkağı.
1. Yiğit de, at da doğacak bir tehlikeye karşı hep tetikte bulunmalı; uyanık davranıp duyarlı olmalıdır. 2. Atın da, yiğidin de korkağından kaçınmalı; onlardan hayır gelmez.

Atlar nallanırken kurbağa ayağını uzatmaz.
Meydanda olan şu ki, insana değer, nitelik ve kişiliğine göre davranılır; iş verilir. Bu bakımdan kişi başkalarını ilgilendiren konularda ortaya atılmamalıdır. Ayrıca, değersiz bir kimse de kıymetli ve nitelikli kişilere gösterilen ilgiyi ne beklemeli, ne de ummalıdır.

Atlasa kıl yapışmaz.
Dürüst, temiz, kötülükten uzak, işinde başarılı kimseler hakkında söylenen karalayıcı sözler, yapılan iftiralar havada kalır; boşuna söylenmiş olur, onlara bu sözlerin mazarratı bulaşmaz.

At ölür, itlere bayram olur.
Kimi yararlı, kıymetli, şahsiyet sahibi kimselerin ölmesi; bulunduğu görevden ayrılması ya da alınması kimi çıkarcı, kıskanç ve aşağılık kimselerin işine gelir; onların sevinmesine yol açar.

At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
Dünyadaki her canlı gibi at da ölümlüdür. Günü gelince o da bu dünyadan ayrılır. Ama onun koştuğu, gezdiği meydan onunla gitmez; kendisinden sonrakilere kalır ve onu hatırlatır. İnsan için de durum atınkinden farklı değildir. O da ölümlüdür. Doğacak, yaşayacak ve ölecektir. Ne var ki, bu dünyadan ayrılırken bıraktığı izler sürüp gidecektir. İnsanlar bu dünyada bu izleriyle anılacaklardır. Önemli olan dünya hayatında iyi bir iz (nam) bırakmak ve rahmetle anılmaktır. Bu bakımdan kişi daha yaşarken adını yaşatacak iyi işler yapmalıdır. Unutulmamalıdır ki, yaşarken iyi işler yapan, iyi eserler bırakan kişiler öldükten sonra da unutulmazlar; onları tanıtan eserleriyle de gelecek kuşaklara taşınırlar.

At sahibine (biniciye) göre eşer (kişner).
Yönetilen veya buyruk altında çalışan kişi, tutumunu ya da çalışmasını yöneticisinin tavrına göre ayarlar. Bu sebeple yönetilen değil yöneten, çalışan değil çalıştırıcı daha önemlidir.

At yiğidin yoldaşıdır.
Çok açık olarak bilinen bir şey ki, göçebe bir millet olan Türkler için at, savaşta ya da barışta candan bir dosttur. Hemen her saati onunla geçer. At, Türkler için soyluluğun, yiğitliğin, vefakârlığın, yararlılığın ve inceliğin bir sembolüdür. Silâhsız er düşünülemediği gibi, atsız er de düşünülmemiştir. Dolayısıyla at, Türk`ün edebiyatına girmiş ve önemli bir motif oluşturmuştur. At hakkında şiir, menkıbe, masal, atasözü söylenmiş; risaleler kaleme alınmış, âdeta ona insan gibi muamele edilmiştir.

Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz.
Uçsuz bucaksız gökyüzünde uçan, istediği yere ulaşabilen kuşlar bile avlanmak tehlikesinden kurtulamazlar. Hele usta avcılar da varsa tehlike daha da artar. İnsanlar da benzer biçimde tehlikelerden uzak değillerdir. Hiç ummadıkları çeşitli felâketlerle karşılaşabilir, dert ve sıkıntılara düşebilirler. İnsan kendini ne kadar güvenlik alanına çekmeye çalışırsa çalışsın dert, sıkıntı, tehlike, kaza ve türlü işlerden yakasını kurtaramaz.

Ava giden avlanır.
Bir çıkar sağlamak için birilerine tuzak kuran, onları aldatan, onlara zarar vermeye çalışan kimse, yapmaya çalıştığı kötülüğe kendisi düşer; zarara uğrar.

Av avlayanın, kemer bağlayanın.
Bir uğraş vererek bir şeyi ele geçiren kimse, onu hak eder; o, onundur. Doğrusu ve yakışık alanı da budur. Aksini düşünmek yanlıştır. Bunun yanında, bir şey, onu kullanmasını becerip faydalanmasını bilenindir.

Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.
Kimi becerikli, iyi huylu kadınlar vardır ki, yoksulluk içinde bile olsa onlar eve bir çeki düzen verir; temiz tutar, evi yaşanacak hâle getirirler; içten, samimî davranışlarıyla yuvalarını mutlulukla doldururlar. Kimi kadınlar da vardır ki, huysuzlukları, beceriksizlikleri, kötü davranışlarıyla ailenin düzenini ve mutluluğunu bozarlar. Bolluk içinde bile olsalar, onların tertipsizlikleri, düzensizlikleri, beceriksizlikleri yüzünden ailede huzur kalmaz; onların bu tabiatları yüzünden aile kötüye gider, perişan olur ve sonunda yıkılır.

Ayağa değmedik taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.
Hayat öyle pürüzsüz, gailesiz değildir. İnsanoğlu yaşadığı hayat süresince çeşitli engeller, güçlükler ve olaylarla karşılaşır. Sıkıntılara, çeşitli felâketlere uğrar. Kimi zaman tersi de olmaz değildir, rahata ve mutluluğa da kavuşur.

Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin.
Sağlıklı olmak, türlü hastalıklardan korunmak için ayağı sıcak, başı da serin tutmak oldukça faydalıdır. Beden sağlığımızı düşündüğümüz gibi ruh sağlığımızı da düşünmek zorundayız. Bunun için de her sorunu dert etmemeli, olur olmaz şeylere üzülmemeliyiz; sabırlı ve geniş gönüllü olmalı, rahat hareket etmeliyiz.

Ayağını yorganına göre uzat.
Dengeli yaşamak isteyen insan mutlaka gelirini, giderine göre ayarlamalıdır. Harcamalar geliri aşmamalı, imkânlar zorlanmamalıdır. Aksine bir hareket bütçeyi sarsar, dengeyi bozar, insanı sıkıntıya sokup rahatsız eder.

Ayağı yürüten baştır.
Bedensel hareketlerimizin tümü beynin bulunduğu kafaya bağlıdır, kafaya göre bir yön tutar ve gelişir. Bunun gibi bir işçinin verimli iş yapmasını, bir toplumun dirlik düzenlik içinde yol tutmasını da başta bulunan yöneticiler sağlar.

Ayı görmeden bayram etme.
Müslümanlar Ramazan orucuna gökte hilâli (ay`ı) görünce başlarlar; oruç bitince, yani bir ay sonra yine gökte hilâli görünce bayram ederler. Ayı görme işi de son derece dikkat isteyen bir iştir. İnsanlar ayı görmeden nasıl bayram yapamıyorlarsa, sen de bir iş gerçekleşmeden ona oldu gözü ile bakıp de sevinme; dikkatli ol, ola ki bir sebep yüzünden iş gerçekleşmeyebilir, üzülebilirsin.

Ayıpsız yâr (dost) arayan, yârsız (dostsuz) kalır.
Hemen her şeyin, her insanın bir kusuru, bir eksiği vardır. Hatasız kul olmaz. Dolayısıyla insanın mükemmel bir dost, arkadaş ve sevgili aramaya çalışması boşunadır. Böyle bir dost bulamayacağı gibi, dostsuz kalması da mümkündür. Bu bakımdan insan bir şey elde etmek, bir dost bulmak istiyorsa onları kusurları ile kabul etmeye hazır olmalıdır.

Ay ışığında ceviz silkilmez.
Bir işten iyi, verimli bir sonuç alınmak isteniyorsa, o işin şartları da, araçları da yeterli ve uygun olmalıdır. Aksi takdirde kötü bir sonuçla karşı karşıya kalması mukadder olur.

Aza demişler: “Nereye?”, “Çoğun yanına” demiş.
Çok, her zaman azdan daha baskın çıkar. Bu bakımdan genellikle her şeyin azı, çoğa boyun eğer; yahut az, çoğa uyar. Büyük sermaye, küçük sermayeye fırsat vermez; onu idare eder. Bir toplumda çoğun oyu, azın oyunu geçersiz kılar; dolayısıyla az oy sahipleri, çok oy sahiplerine uymak zorunda kalırlar.

Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.
Kim ki elindekinden hoşnut olmuyor, onu yeter bulmuyor, onunla yetinmiyor, daha fazlasını istiyor ve onu hor görüp geri çeviriyorsa büyük bir hata işliyor demektir. Çünkü çoklar, azların (küçük şeylerin) birikmesiyle meydana gelir. Küçük şeylere sahip çıkmayan, onların birikmesiyle olmuş olan çoğu da kaybetmiş sayılır.

Azıcık aşım, kaygısız (ağrısız) başım.
Aralıksız çalışarak, çeşitli sıkıntılara katlanarak, amansız zorluklara göğüs gererek zenginlere özgü bir hayat yaşamaktansa, didişmelerden ve çekişmelerden uzak, gösterişsiz ve sakin bir hayat sürmek daha yeğdir.

Az söyle, çok dinle.
Dinlemek, öğrenmenin güzel bir yoludur. Kulak vererek dinleyen insan pek çok şey öğrenebilir. Oysa çok konuşan insanda yanılma payı (özellikle bilmediği konularda) çok olur, hata yapma ihtimalî de artar. Ayrıca kişi yanlış ve çok konuşmalarıyla çevresindekileri rahatsız da edebilir.

Az tamah çok ziyan getirir.
Elindekiyle yetinmeyen, daha fazlasını isteyen, isteklerine kavuşmak için çeşitli yollara başvuran insan, bu tutumundan ötürü zarara uğrar. Çünkü aç gözlülüğün sebebiyle ihtiyatsız davranmış ve tehlikenin içine düşmüştür. Bu gibi kişiler kimi zaman ellerindekileri de kaybederler.

Az veren candan, çok veren maldan.
Varolalı beri insan, insanın yardımına ihtiyaç duymuştur. Bu bakımdan ihtiyaç sahibine yardımda bulunmak bir insanlık görevi hâline gelmiştir. Kimi yoksul kimseler birilerine yardım ya da armağan olarak bir şey verirlerse (küçük de olsa) bu onlar için bir fedakârlıktır. Çünkü verdikleri şeyden kendilerinde de yok denecek kadar az bulunmaktadır. Dolayısıyla yardımları ya da armağanları yürekten, içten ve candandır. Bunun yanında zengin olanın yapacağı yardım, fakirin yaptığı yardımdan daha fazla olabilir. Ancak bu onun için fedakârlık sayılmaz. Çünkü ihtiyacından fazla olan malından vermiştir. Dolayısıyla verdiği malın yoksulluğunu çekmiyordur o.

Bu İşler Nasıl İşler?

May 24, 2006 by Lectus

DOKUMA BÖLÜMÜ

Bölüm:
Dokuma Desen Şefliği
Müşteriden gelen numunenin parçasının yapılabilirlik tayini
Şablon Hazırlığı
Hazırlananu şablon numunenin veya istenilen imalatın üretime aktarılması
Üretime giren tiplerin kontrolü
Ham bez ve mavi bez teknik tahlili.

Bölüm
Dokuma İşletmesinin Bölümleri
Çözgü Çekme
Haşıl Dairesi
Tahar Dairesi
Dokuma Dairesi
Bazı etkenler
Dokuma duruşlarına neden olan etkenler
Dokuma hatalarına yol açan etkenler
Kumaşta meydana gelebilecek hata ve çeşitleri
Kontrolden geçen dokuma hataları ve çözümleri

SİPARİŞ
v TERMİN TALEP FORMU
ÜRETİM PLANLAMA (TERMİN) › İPLİK TERMİNİ
v
DESEN BÜRO (İMALAT EMİRLERİ)
v
DOKUMA HAZIRLIK DAİRESİ (ÇÖZGÜ ÇEKME)
v
HAŞIL
v
TAHAR
v
DOKUMA › HAM BEZ

Dokuma işletmesinde toplam 168 tezgah vardır.
GAMMA: 48 Adet 12 tanesi geniş en (2.20 cm)
% 94 Randıman 36 tanesi dar en (1.90 cm)

GTX : 72 Adet en: 1.90 cm
%85 Randıman

SOMET: 48 adet 24 tanesi 1.90 cm, dar en
% 75 Randıman 24 tanesi 2.20 cm, geniş en

Günlük üretim: 35-40.000 MT olup ortalama atkı sıklığı 24 tel’dir.

ÇÖZGÜ ÇEKME
Çözgü çekme işleminden önce genellikle aşırı büküm ipliklerin fikselenerek çözgü ve atkıda daha rahat çalışması sağlanır.
Çözgüleme işleminde bobinlerde sarılı olan iplikler levent adı verilen büyük bir makaraya istenilen uzunluk ve sıklıkta sarılır.

ÇÖZGÜ HAZIRLAMADA YÖNTEMİN SEÇİLMESİ
Genel olarak karışık renk raporlu çözgüler konik çözgüde hazırlanır.
Çift katlı iplikler % 95 konik çözgüde hazırlanır; çünkü haşıllanma ihtiyacı yoktur.
Küçük partiler konik çözgüden alınır.
Büyük partiler eğer diğer şartlar elverişli ise düz çözgüden alınır.
Konik çözgülerin hızı, düz çözgüye göre daha düşüktür. Konik çözgüde levent değiştirme zamanı daha uzun sürer.
Her iki çözgüde de ortak olan bölüm ise çoğlık yani kafes’dir.
Kafes: Dokuma hazırlık dairesinde çözgüleme işleminde bobinlerin dizildiği raftır. Her çözgü teli için tek bir bobin hazırlanır. Her bobin bittiğinde makine durur ve yerine yenisi takılır.

ÇÖZGÜ MAKİNASININ VERİMLİ ÇALIŞMASININ YOLLARI
Kafesleri mümkün olduğunca dolu çalışılmalı
Bobin değişim süresini azaltmak için standart ağırlıkta bobin kullanılmalı.
Parti uzunlukları müsaade ettiği kadar bobinler sonuna kadar kullanılmalı.

DOKUMA HAZIRLIK DAİRESİ
İplikhaneden bobin halinde gelen ipliklerin dokuma dairesinde ekonomik bir şekilde dokunacak hale getirilmesi işlemine dokuma hazırlık işlemi denir.
Çözgü iplikleri arzulanan tel adedi, levent genişliği, uzunluğu ve tel adedine getirilirler. Atkı iplikleri ise dokuma dairesine bağlı olarak bobinlere veya atkı masuralarına takılır
Dokunacak ipliğin özellikleri arzulanan seviyede değilse hazırlık dairesinde özel olarak iyi hazırlanması gerekir.

KONİK ÇÖZGÜ MAKİNELERİ
Çözgü ipliklerinin bantlar halinde ve her bandın hafif yana kaydırılmış şekilde sarıldığı konik biçimli büyük tamburu olan makinelerdir.
Düz çözgüye nazaran çözgüleme kapasitesi yaklaşık 10 kat daha fazladır

HAŞIL DAİRESİ
Haşıl: Çözgü ipliklerinin dokuma sırasında maruz kalacakları mekanik etkilere karşı korumak, çözgü ipliklerindeki ebat ucuntularını birbirine yapıştırmak, ipliğin yüzeyini bir haşıl filmi ile kaplamak ve mukavemetini arttırmak için hazırlanan çeşitli ve uygun kimyasal bileşiminde yapıştırıcı özelliği bulunan viskoz bir sıvıdır.
Haşıllama ise: Bu sıvının uygun şartlarda ipliğe nüfuz etmesini sağlama işlemidir.
Haşıllama işlemi tek katlı ipliklere uygulanır. Haşıllanmamış çözgü ipliklerinde kopuşlar çok daha fazla olacaktır. Şu anda kullanılan haşıl çözeltisinin adı ROTTA olup, suda münlaidir (çözünebilir).
Haşıllamada beklenilen en iyi sonucu almak için; çözgü ipliği elyaf cinsiyle eğirme sistemine kesikli ve kesiksiz olmasına, iplik no.suna, çözgü sıklığına ve dokuma özelliğine uygun bir haşıl reçetesi kullanarak gerekmektedir. Ayrıca haşıl maddeleri ile işletmedeki atmosferik şartlarda önemlidir.
Haşıl maddesinin seçilmesi ve haşıllama işleminde yapılacak hatalar gerek dokuma esnasında gerekse dokumadan sonra uygulanacak terbiye işlemlerinde güçlükler oluşturabileceği gibi kaliteyi de olumsuz olarak etkiler.

Haşıl çözeltisinde aranan özellikler
Haşıl maddesi ipliğe kolay işlemeli ve tutunmalıdır.
Haşıl maddesinin ipliğin yüzeyine yapışma ve film tabakası oluşturma yeteneği olmalıdır.
Haşıl maddesi esnek olmalıdır.
İdeal bir haşıl maddesi şeffaf ve renksiz olmalıdır.

TAHAR DAİRESİ
Çözgü ipliklerinin lamellerden, gücünden ve taraktan geçirilmesi işlemidir.
Dokuma tezgahının üzerinde veya ayrı bir yerde çözgü levendindeki çözgü ipliklerinin güçlerden tahar raporuna uygun şekilde geçirilmesi işlemine fücü taharı denir. Burada önemli olan tahar planında belirtilen sıraya çok dikkatli bir şekilde bağlı olarak taharı yapmaktır. Aksi halde bir sıra atlaması örgü yapısını bozacağından telafisi çok zor olan kumaş hatalarına neden olur.
Tarak Taharı: Gücülerden geçirilmiş çözgü ipliklerini tahar kplanında belirtilen sayılarda tarak dişlilerinden geçirme işlemidir.
Her tarak dişinden geçirilen çözgü ipiği sayısı kumaş enine ve çözgü sıklığına bağlıdır.
Tarak dişinden geçerek iplik sayısı ve tarak nosu yani taraktaki diş sıklığı çözgü sıklığına bağlı olarak seçilir. Aynı zamanda iplikler dokumada yapışkan kontrol deecek lamellerden geçirilir.
Dokuma hazırlık dairesinde 1 adet otomatik tahar makinesi bulunmaktadır.
Bu makine bilgisayar üretiminin yönlendirilmesi ile çalışır. Bilgisayar taharla ilgili bütün bilgiler girilir. Bu bilgiler dokuma imalat emri üzerindeki bilgilerdir.

DOKUMA DAİRESİ
Çözgü ve atkı ipliklerinin birbiriyle 90° oluşturacak şekilde bir tekstil yüzeyi meydana getirmesine dokuma denir.
Dokuma makinelerinin temel elemanları:
Dokuma makinalarında kumaş oluşumunu sağlayan temel elemanlar şunlardır:
Çözgü levendi ve çözgü sarma tertibatı:
Çözgü ipliklerinin sarılı olarak bulunduğu dokuma makinesi parçası çözgü levendidir. Çözgü levendinden çözgüleri dokumaya sevk eden tertibat ise çözgü solma tertibatıdır.
Çözgü Köprüsü
Çözgü levendinden dikey çıkan çözgü ipliklerini yatay olarak yönlendiren ve dokuma bölgesine bu şekilde gitmesini sağlayan elemandır.
Lamel:
Çözgü ipliğinin kopuşu anında düşerek tüm makineyi durduran elemandır. Her bir çözgü ipliği ayrı lamelden geçer.
Gücü ve Çerçeveler:
Gücüler ortalarında bir göz bulunan madeni parçalardır. Gücü gözlerinden çözgü iplikleri geçer. Çerçeveler ise örgüye göre aynı hareketi yapan çözgü iplikleri geçtiği topluca takıldığı elemandır. En az iki çerçeve bulunur. Ağızlık açma tertibatları ile çerçevelere aşağı yukarı hareket verilerek ağızlık oluşumu sağlanır.
Atkı Atma Tertibatı ve Atkı Taşıyıcılar
Çözgü ipliklerinin oluşturduğu ağızlıktan atkı ipliğinin geçirilerek kumaş oluşumunun gerçekleşmesini sağlayan tertibat ve elemanlardır.
Tefe ve Birlikte Hareket Eden Tarak:
Tefenin görevi atkı taşıma elemanına kılavuzluk etmek ve üzerinde taşıdığı tarak ve vasıtası ile atkı ipliğini kumaş çizgisine sıkıştırmaktır. Tarak ise aynı zamanda çözgü ipliklerinin paralelliğini sağlayan kumaş enini ve çözgü sıklığını belirleyen elemandır.
Cımbarlar
Tam kumaş çizgisinde dokunmuş olan kumaşın ende büzülmesini engeleyerek, tefe vuruşu sırasında çözgü ipliklerinin kopmasına engel olurlar.
Kumaş Köprüsü
Dokuma kumaşının, dokuma bölgesinden bir miktar uzaklaştıran, sonra aşağı doğru yön veren elemandır.
Kumaş Çekme Silindiri ve Kumaş Regülatörü
Dokuma kumaşını istenilen atkı sıklığına göre belirlenen sabit bir hızla çekilmesini sağlayan elemanlardır.

Dokuma İşlemi
Dokuma işleminin başlayabilmesi için ya takım indirilmesi yani çözgü levendinin takılması yada tip değişimi olmayacak ise düğüm işleminin yapılması gerekir. Takım indirme yeri girilecek tipler için kullanılır. Çözgü levendi, makinenin önüne getirilir. Ancak bundan önce yeni tip için gerekli ayarların yapılmış olması gerekir. Takım indirme işçileri eski tipten kolon çerçeveleri ve tarağı çıkarırlar. Daha sonra taharda hazırlanmış lamellerden; gücülerden, çerçevelerden geçirilmiş çözgü levendi dokuma makinesine takılır. Bilgisayara dokuma için gerekli olan armür planı, çözgü solma kumaş sarma hızı, rapiyer devirleri, tefe devri, ağızlık yükseklikleri gibi değerler de girildikten sonra dokumaya hazır duruma gelinir. Ancak tip değişmeyecek ise düğümleme işlemi yapılır. Düğümleme yapılacak çözgü leventleri tahara girmez. Haşıldan çıktığı gibi dokuma makinesine getirilir.

DÜĞÜM İŞLEMİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Kenar tel sayılarının eşit olup olmadığı kontrol edilir.
Kumaş yüzeyinde eksik yada fazla iplikler kontrol edilir.
Üstten ve alttan tekli veya çiftli bağlanmamasına dikkat edilir.
Bağlanan düğümlerin açılmamasına dikkat edilir.
Boş olan leventle, dolu gelen levendin çözgü tel adedi eşit olmalıdır.
Leventlerdeki çözgü tel adedinin ve iplik No.larının aynı olmasına dikkat edilmelidir.
Dokuma işleminin sürekli ve uniform olması için çözgü ipliklerinin dokuma bölgesine sevk edilmesi ve oluşan kumaşın sarma işlem senkronize olarak gerçekleşmelidir. Düzgün bir kumaş yüzeyi elde etmek için çözgü levendindeki çözgü ipliklerinin, atılan atkı ipliği ve cm’deki atkı sıklığına bağlı olarak periyodik bir şekilde dokuma bölgesine sevk edilmesi gerekir. Bu da çözgü levendinin yavaşçe dönmesi ile üzerine sarılı çözgü ipliklerinin periyodik olarak bırakılması demektir.
Çözgü iplikleri dokuma esnasında belirli bir gerilim altında çalışır. Bunun 3 nedeni vardır. Ağızlık açma-tefe vurma-kumaş çekme tertibatları bu 3 neden olarak sayabiliriz.
Dokuma makinelerini ağızlık açma sistemlerine göre eksantrikli armürlü ve jakarlı olmak üzere 3’e ayrılır. Mensa dokuma işletmesinde bulunan makinelerde ağızlık açma sistemine göre ARMÜRLÜDÜR.
ARMÜR: Dokuma makinelerinde ağızlık oluşturmak için kullanılan, bu amaçla çerçevelerin hareketlerini sağlayan ağızlık açma tertibatıdır.
TARAK: Kumaş sıklığını ayarlayabilen bir elemandır.
Başlıca Görevleri:
Çözgü ipliklerinin sıklığını belirlemek
Çözgü ipliklerinin dokuma bölgesine
Atkı taşıyıcılara kılavuzluk etmek.
Ağızlığa yerleştirilen atkı ipliğini sıkıştırmaktır. Tarak dişi taragın iki telin arasındaki boşluktur. Tarak nosu 10 cm’daki diş sayısıdır.
Kumaş başlangıcının düzgünlüğüne

CIMBAR: Dokunan kumaşı kumaş hattında taraktaki çözgünün enine mümkün olan en yakın oranda tutabilmek için kullanılan iğneli silindirik araca cımbaz denir. İğneli yapıya cımbar mili üzerinde dönebilen iğneli bileziklerle veya mil üzerine takılan ve yine dönebilen tek bir iğneli parça ile elde edilir.
Dokuma Kumaşta Meydana Gelebilecek Hata Çeşitleri
Kumaş hataları genellikle 3 değişik şekilde oluşur:
İpliğin kusurlu olması nedeniyle
İşçilerin ihmali ve bilgi yetersizliği nedeniyle
Makinenin bakımsız, ayarsız olması nedeniyle
Mensa’da şu dokuma hataları kontrolden geçer:
Parça İplik: Atkı ipliğinin içerisinde transferi sırasında verici kanca ipliği ortaya getirip alıcı kancaya bırakırken alıcı kancanın sıkıştırmanın tansiyon ayarları veya atkının sağılım tansiyonu yeterli değil ise iplik alıcı kancadan ağızlık içerisine kaçan kumaşın o bölgesinde fazla iplik görülür.
Çözüm: Rapier sıkıştırma tansiyonuna ve takının sağılım tansiyonuna bakılır
Atkı Kaçığı: Verici rapier; alıcı rapiere ipliği transfer ettikten sonra alıcı rapierin kancası ağızlıktan çıkmadan açılırsa iplik yeniden ağızlık içerisine kaçar. Buna atkı kaçığı denir.
Çözüm: Alıcı rapierin açıcı ayarlarında problem vardır. Rapierin atık ipliğini bırakma zamanı geciktirilir, ancak bu yapılırken, zamanlama iyi ayarlanmalı veya split derecesi düşürülmelidir.
Çift Atkı: Rapierler atkı ipliğini, kumaşın başındaki atkı ipliği iletimini sağlayan atkı kılavuzlarından olur. Eğer ipliği alırken tek yerine iki iplik alırsa bu hataya neden olur.
Çözüm: Atkı kılavuzu ayarları kontrol edilmelidir.
Boncuklara: Özellikle aşırı bükümlü yada yaralı ürünlerde, atkı ipliğindeki gerilim, bobinden ağızlığa kadar sabit değilse, iplik kıvrılma eğilimi gösterir. Böylece iplikte küçük düğümcükleri meydana gelir.
Çözüm: Atkı regülatörüne sürekli sardırma yapılır ve regülatörün devri düşürülür.
Atkı yığılması: Atkı bobini düzgün sarılmamışsa rapier 2-3 sarımı beraber çeker.
Çözüm: Atkı bobini değiştirilir.
Sık/Seyrek: atkı ve çözgü yönünde istenilen sıklıktan az veya fazla olmasıdır.
Çözüm: Raper çekim dişlisi değiştirilir, ki bu dişli atkı sıklığını ayarlar. Kumaş çekme-sıkma silindirleri aşınmış olabilir.
Desen Hatası: Atkı ve çözgü raporundaki hatadan kaynaklanır.
Ezilme-Delik: Çerçeve hareketi esnasında çözgülerin birbirine takılması ile atkının birkaç çözgünün üzerinden geçmesi ile oluşur. Çözüm: Atlamalı tahar yapılır.
Yağlı Ucuntu: Bakımdan sonra yağlı ucuntuların ağızlığa girmesi ile oluşur.
Tahar hatası: Raporun yanlış uygulanması yada düğümde yanlışlık yapılması ile oluşur.
Tarak İzi: Tarak telleri üzerindeki deformasyondan kaynaklanır.
Gergin/Gevşek: Çözgüde bir takım ipliklerin gerginliğinin diğrelerinden farklı olmasından kaynaklanır.
Çözgü Ucu: Kopuk alınan iplik dokumacı tarafından kesilmezse bu hata oluşur.
Çözgü Kaçığı: Çözgü kopuşu anında makinanın geç durmasından kaynaklanır. Çözüm : kavrama ayarlarına bakılır, kavrama derecesine bakılır.
Kafes: Atlama hatası birden fazla atkıda gerçekleşirse bu hata görülür.
Pamuklanma: Haşıl miktarı az veya fazla olmuş ise bu hata görülür. Çözüm: Haşıl dairesiyle ilgilidir.
Cımbar İzi: Cımbar yüksüğünün yüzeyi aşınmışsa, kumaşta çözgü boyu iz yapar. Çözüm: Yüksük değiştirilir.

ANA MENÜ

İLETİŞİM BİLGİLERİ

BU NASIL MENÜ

BU MENÜLER TEHLİKELİ


Web Hosting · Blog · Guestbooks · Message Forums · Mailing Lists
Allwebco Web Templates · Build your own toolbar · Site Building Articles · Audio, Fonts, Clipart
powered by a free webtools company bravenet.com